KBRN Uzmanı Sümeyra Uçar: “Kimyasal zehirlenmeler artık sadece bir halk sağlığı sorunu değil, ulusal güvenlik meselesidir”

Almanya'dan İstanbul'a tatil için gelen Böcek ailesinin otelde alüminyum fosfit kaynaklı fosfin gazından etkilenerek yaşamını yitirdiği davada mahkemenin hapis cezalarını açıklamasının ardından KBRN Uzmanı Sümeyra Uçar, CUMHA Cumhur Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu. Uçar, ölümcül toksik kimyasallara bağlı vakaların yalnızca adli süreçlerle değil, KBRN ve kimyasal risk yönetimi perspektifiyle ele alınması gerektiğini belirterek denetim ve uzmanlık kapasitesinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Haziran 27, 2026 - 10:36
KBRN Uzmanı Sümeyra Uçar: “Kimyasal zehirlenmeler artık sadece bir halk sağlığı sorunu değil, ulusal güvenlik meselesidir”

KBRN Uzmanı Sümeyra Uçar, Almanya'dan İstanbul'a tatil amacıyla gelen Böcek ailesinin konakladıkları otelde gerçekleştirilen ilaçlama sonrası oluşan fosfin gazından etkilenerek yaşamını yitirdiği davada mahkemenin verdiği kararın ardından, CUMHA Cumhur Haber Ajansı'na kimyasal güvenlik ve KBRN yönetimi açısından değerlendirmelerde bulundu.

Mahkemenin sorumlular hakkında 12 ila 18 yıl arasında değişen hapis cezaları verdiğini hatırlatan Uçar, olayın yalnızca bir ilaçlama hatası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

"Bu olay sıradan bir ilaçlama hatası olarak görülmemelidir."

Sümeyra Uçar, alüminyum fosfitin gelişigüzel kullanılabilecek bir biyosidal ürün olmadığını belirterek, "Alüminyum fosfit, kapalı alanlarda rastgele kullanılabilecek bir biyosidal ürün değildir. Nemle temas ettiğinde ortaya çıkan fosfin gazı, çok düşük konsantrasyonlarda dahi ölümcül olabilen yüksek toksisiteli bir kimyasal ajandır. Dünyanın birçok ülkesinde yalnızca eğitimli personel tarafından, çok sıkı prosedürlerle kullanılmasına izin verilmektedir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de benzer vakalarda ilk değerlendirmelerin çoğu zaman gıda zehirlenmesi yönünde yapıldığına dikkat çeken Uçar, "Kusma, mide bulantısı, baş dönmesi ve halsizlik; hem biyolojik gıda zehirlenmelerinde hem de fosfin, siyanür, kostik maddeler ve benzeri toksik kimyasallarda görülebilmektedir." dedi.

Türkiye'de klinik toksikoloji altyapısının ve bu alanda uzmanlaşmış merkezlerin sınırlı olduğuna işaret eden Uçar, bunun özellikle kimyasal maruziyetlerde erken tanıyı zorlaştırabildiğini kaydetti.

"Altay Bebek dosyası önemli bir dönüm noktasıdır."

İzmir'de böcek ilaçlaması sonrası yaşamını yitiren 1 yaşındaki Altay Toprak Kınalı dosyasına da değinen Uçar, iddianamede yer alan hukuki değerlendirmeyi önemli bulduğunu belirtti.

Uçar, "İzmir'de 1 yaşındaki Altay Toprak Kınalı'nın böcek ilaçlaması sonrasında yaşamını yitirdiği olayda hazırlanan iddianamede sanıklar hakkında 'kimyasal silah kullanarak kasten öldürme' suçlaması yöneltilmiştir. Bu yaklaşımın son derece önemli olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Söz konusu kavramın uluslararası savaş hukukundaki teknik anlamıyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Uçar, "Burada 'kimyasal silah' kavramı uluslararası savaş hukukundaki anlamıyla değil, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan suç vasfı çerçevesinde iddianamede kullanılan hukuki nitelendirme olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle hukuki kavram ile uluslararası silah kontrol rejimlerindeki teknik tanım birbirine karıştırılmamalıdır." dedi.

Uçar, buna rağmen ölümcül toksik kimyasalların bilinçsiz kullanımının veya ağır ihmal sonucu insanlara zarar vermesinin sıradan bir taksir vakası olarak değerlendirilmemesi gerektiği yönündeki yaklaşımın önemli olduğunu ifade etti.

"Karar benzer davalar açısından emsal oluşturabilir."

Böcek ailesi kararının ayrıntılı gerekçesinin henüz kamuoyuna tam olarak yansımadığını belirten Uçar, "Ancak mahkeme gerekçesi incelendiğinde, eğer ölümcül toksik kimyasalların kullanımına ilişkin ağır ihmal ve öngörülebilir riskler açık şekilde ortaya konmuşsa, bunun ilerleyen süreçte benzer davalar açısından önemli bir emsal oluşturacağı kanaatindeyim." değerlendirmesinde bulundu.

"Kimyasal ve biyolojik zehirlenmeler KBRN perspektifiyle incelenmelidir."

Son yıllarda ölümcül böcek ilacı vakaları, toksik endüstriyel kimyasal maruziyetleri, karbonmonoksit, siyanür, kostik maddeler, pestisitler, biyolojik toksinler ve kontamine gıdalara bağlı olayların arttığını belirten Uçar, "Her ölüm yalnızca adli vaka olarak değil aynı zamanda KBRN olay yönetimi, kimyasal olay müdahalesi ve biyolojik risk yönetimi açısından da değerlendirilmelidir. Çünkü olayın kaynağı ister toksik bir kimyasal ister biyolojik bir etken olsun, sonuçta toplum sağlığını etkileyen geniş çaplı bir tehlike söz konusudur." dedi.

Kamu güvenliğinin güçlendirilmesi için önerilerini de sıralayan Uçar, "Biyosidal ürün kullanan firmalar çok daha sıkı denetlenmeli, sertifikasız uygulamaların önüne geçilmeli, hastanelerde toksik kimyasal maruziyet tanısı konusunda eğitimler artırılmalı, klinik toksikoloji merkezlerinin sayısı artırılmalı ve KBRN farkındalığı yalnızca güvenlik kurumlarında değil, sağlık sisteminde de güçlendirilmelidir." ifadelerini kullandı.

Kimyasal ajanların yalnızca savaş alanlarında kullanılan maddeler olmadığını vurgulayan Uçar, "Yanlış elde, yanlış yerde ve yanlış şekilde kullanılan endüstriyel kimyasallar da çok sayıda insanın ölümüne neden olabilmektedir. Böcek ailesi ve Altay bebek vakaları, bu gerçeği acı şekilde ortaya koymuştur. Bu olaylardan çıkarılacak en önemli ders; kimyasal risklerin hafife alınmaması, toksik ajanlarla meydana gelen ölümlerin KBRN bakış açısıyla bütüncül biçimde incelenmesi ve benzer faciaların önlenmesi için denetim ile uzmanlık kapasitesinin güçlendirilmesidir." diye konuştu.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI