Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “Tarım ve gıdadaki mevcut durum tamamen sizin eserinizdir”

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında çiftçilerin artan üretim maliyetlerini, tarımsal borçları, gıda fiyatlarındaki farklılıkları, pestisit ve tağşiş sorunlarını gündeme taşıdı. İktidarın tarım politikalarını eleştiren Özdağ, üreticilerin borç yükünün hafifletilmesi ve gıda denetimlerinin artırılması çağrısında bulundu. Özdağ, konuşmasının son bölümünde kamuoyunda tartışılan fon iddialarının da takipçisi olacaklarını açıkladı.

Ekim 19, 2026 - 16:51
Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “Tarım ve gıdadaki mevcut durum tamamen sizin eserinizdir”

Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün karşı karşıya bulunduğu ekonomik sorunlar, çiftçilerin borç yükü, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkları, gıda güvenliği ve kamuoyunda tartışılan fon iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Tarımda uygulanan politikaların üreticiyi ekonomik açıdan zor durumda bıraktığını savunan Özdağ, hükümetin hem çiftçinin üretim koşullarından hem de tüketicinin karşılaştığı yüksek gıda fiyatlarından sorumlu olduğunu belirtti.

“Çiftçimiz Artan Maliyetler Karşısında Üretemez Hale Getirilmiştir”

Türkiye'nin tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Özdağ, iktidarın uygulamalarını eleştirerek şunları söyledi:

“İktidar partisi her alanda duvara tosladığı gibi, milletimizin boğazından geçen ekmeği ve mutfağına giren sağlıklı gıda konusunda da duvara toslamış durumdadır. Ülkelerin en büyük dayanağı ve güvencesi, tarımsal üretiminin ve gıda güvenliğinin teminat altında olmasıdır. Bugün çiftçimiz, artan maliyetler karşısında üretemez hale getirilmiştir. Tarlasını ekmek için malını mülkünü bankalara ipotek verir hale getirilmiştir.”

Çiftçilerin üretim yapabilmek için borçlanmak zorunda kaldığını, tüketicilerin ise yüksek fiyatlar nedeniyle temel gıda ürünlerine erişmekte güçlük çektiğini belirten Özdağ, mevcut tablonun uygulanan tarım politikalarının sonucu olduğunu savundu.

“Tarım ve Gıdadaki Mevcut Durum Tamamen Sizin Eserinizdir”

Cumhuriyetin kuruluşunda köylünün ekonomik ve toplumsal önemine dikkat çekildiğini hatırlatan Özdağ, günümüzde üreticilerin tarlalarını ve traktörlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Özdağ, hükümetin doğal afetleri ve iklim koşullarını gerekçe göstererek sorumluluktan kaçamayacağını belirterek şöyle konuştu:

“Cumhuriyet, köylüyü milletin efendisi kabul eden bir anlayışla kuruldu. Bugün gelinen noktada o efendinin tarlasına haciz geliyor, traktörü satışa çıkarılıyor. Babasından kalan toprağı işleyerek ailesini geçindirmek isteyen çiftçilerimiz, toprağını elinde tutmanın mücadelesini veriyor.”

İktidarın uzun yıllardır tarım politikalarını belirlediğini vurgulayan Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“25 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz. Çiftçinin hangi şartlarda üretim yapacağına, hangi destekten ne zaman yararlanacağına siz karar veriyorsunuz. Hiçbir bahaneye sığınmaya hakkınız yoktur. Tarım ve gıdadaki mevcut durum tamamen sizin eserinizdir.”

“Çiftçi Zaten Üretmek İstiyor, Siz Sorunlarını Çözmek İçin Varsınız”

Tarımda mazot, gübre ve diğer girdi maliyetlerinin üreticiyi zorladığını ifade eden Özdağ, Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin eylül ayına ilişkin verilerini gündeme getirdi.

Özdağ'ın aktardığı verilere göre mazotun litre fiyatı bir yılda 55 lira 43 kuruştan 94 lira 60 kuruşa yükselerek yüzde 70,7 arttı. DAP gübresinin ton fiyatı 48 bin 356 liraya, üre gübresinin ton fiyatı ise 29 bin 158 liraya ulaştı.

Üreticilerin ekim aşamasında yüksek maliyetlerle karşılaştığını belirten Özdağ, hasat döneminde elde edilecek gelirin ise belirsiz olduğunu söyledi.

Buğday üretimindeki maliyetlere ilişkin Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğinin hesaplamalarını paylaşan Özdağ, kilogram başına üretim maliyetinin 15 lira 76 kuruş olduğunu ifade etti.

Bir dönümden 330 kilogram buğday elde edilmesi durumunda üretim masrafının yaklaşık 5 bin 201 lira olduğunu belirten Özdağ, Toprak Mahsulleri Ofisinin 16 lira 50 kuruşluk fiyatıyla gelirin 5 bin 445 lirada kaldığını kaydetti.

Özdağ, aradaki 244 liralık farkın üreticinin emeğinin karşılığı olmadığını savunarak şöyle konuştu:

“Aylarca tarlada çalışacaksınız, yağmurun yağmasını bekleyeceksiniz, hastalıkla mücadele edeceksiniz; sonunda elinize geçecek para, bir sonraki ekimin masrafını karşılamaya yetmeyecek. Sonra siz de Ankara'dan ‘Üretmeye devam edin’ diyeceksiniz. Çiftçi zaten üretmek istiyor. Siz çiftçimize nutuk çekip talimat vermek için değil, sorunlarını çözmek için varsınız.”

“Daha Çok Üreten Çiftçinin Daha Çok Zarar Ettiği Bir Düzen Kurulmuş”

Bursa'nın Karacabey ilçesindeki salçalık domates üreticilerinin yaşadığı sorunlara değinen Özdağ, üretim maliyetleriyle satış fiyatları arasındaki farkın çiftçiyi zarara uğrattığını belirtti.

Bir dönümden 10 ton domates alınan üretimde tarla masrafının yaklaşık 50 bin liraya ulaştığını ifade eden Özdağ, kilogram başına 4 lira 50 kuruşluk satış fiyatıyla üreticinin toplam 45 bin lira gelir elde ettiğini söyledi.

Toplama ve nakliye giderleri eklendiğinde dönüm başına maliyetin 63 ila 64 bin liraya yükseldiğini belirten Özdağ, çiftçinin 18 ila 19 bin lira zarar ettiğini kaydetti.

Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Yüz dönüm eken üretici aynı şartlarda 1 milyon 800 bin lirayı aşan bir zararla karşı karşıya kalıyor. Çiftçiye, ‘Daha çok üretirsen daha çok zarar edeceksin’ diyen bir düzen kurmuşsunuz. Böyle bir düzende üretimin devam etmesini hangi vicdanla, hangi akılla bekliyorsunuz?”

Pancar ve Mısır Üreticilerinin Maliyetleri Gündeme Geldi

Şeker pancarı üretimindeki maliyetlere de değinen Özdağ, Niğde'de dönüm başına üretim maliyetinin 25 ila 27 bin lira arasında olduğunu belirtti.

Türkşeker tarafından 13 Ekim'de açıklanan, kota tamamlama primi dahil ton başına 3 bin 720 liralık fiyatı değerlendiren Özdağ, dönümden yedi ton ürün alan çiftçinin 26 bin 40 lira gelir elde ettiğini söyledi.

Verimin altı tona düşmesi durumunda gelirin 22 bin 320 lirada kaldığını ifade eden Özdağ, bu rakamların üreticinin geçimini sağlamasına yetmediğini savundu.

Mısır üretiminde de benzer sorunlar bulunduğunu kaydeden Özdağ, Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesinin kilogram başına 14 lira 92 kuruş maliyet açıkladığını hatırlattı.

Özdağ, dönümden 1.200 kilogram ürün alan ve kilogramını 14 liradan satmak zorunda kalan bir üreticinin, destekler hariç dönüm başına 1.104 lira zarar ettiğini belirtti.

“Mazota Zam Geliyor, Gübreye Zam Geliyor, Üreticinin Sattığı Üzümün Fiyatı Düşüyor”

Bazı tarım ürünlerinde girdi maliyetleri yükselirken alım fiyatlarının gerilediğini belirten Özdağ, kuru üzüm ve zeytinyağı piyasalarından örnekler verdi.

TMO'nun 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için önceki yıl 120 lira olarak açıkladığı fiyatın 95 liraya gerilediğini ifade eden Özdağ, bunun yaklaşık yüzde 21'lik düşüş anlamına geldiğini söyledi.

Özdağ, “Enflasyon eksilere mi düştü, ne oldu da geçen sene 120 lira olan üzüm fiyatı bu sene 95'e düştü? Mazota zam geliyor, gübreye zam geliyor, üreticinin sattığı üzümün fiyatı düşüyor. Üzüm üreticisi sizin hangi hesabınıza güvenerek bağının bakımını yapacak?” diye konuştu.

Zeytinyağında da fiyat düşüşü yaşandığını belirten Özdağ, TARİŞ'in 0,3 asit yemeklik zeytinyağı için 2023-2024 sezonunda 295 lira olan fiyatının 2024-2025 sezonunda 225 liraya gerilediğini hatırlattı.

Fındık ve ayçiçeği fiyatlarındaki artışlara da değinen Özdağ, açıklanan alım fiyatlarından bütün üreticilerin yararlanıp yararlanamadığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.

“Fırsatçıları Denetleyen, Hesap Soran Var mı?”

Çiftçilerin borçlarını ödeyebilmek için ürünlerini düşük fiyatlarla satmak zorunda kaldığını belirten Özdağ, tarım piyasasında güçlü alıcılarla üreticiler arasında ekonomik dengesizlik bulunduğunu savundu.

Özdağ, “Bir tarafta bankanın ödeme günü, diğer tarafta ürününü almak için bekleyen güçlü şirketler var. Domates tarlada bekleyemiyor. Çiftçinin taksidi de beklemiyor. Deposu olmayan, ürününü işleyecek imkânı bulunmayan, borcunu erteleyemeyen üreticiye alıcı hangi fiyatı dayatırsa, o fiyatın altında eziliyor.” dedi.

Fındık piyasasında Ferrero'nun TMO referans fiyatının altında alım yapmamasına ilişkin taahhütlerinin Rekabet Kurumu tarafından bağlayıcı hale getirildiğini hatırlatan Özdağ, denetim süreçlerinin açıklanmasını istedi.

Özdağ, “Bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini nasıl denetlediniz? Üreticiden gelen şikâyetlerin kaçını sonuçlandırdınız? Çiftçinin karşısında bu kadar büyük ekonomik güce sahip şirketler varken, devletin koruyucu gücünü üretici ne zaman hissedecek?” sorularını yöneltti.

“Tarım Sektörünün Bankalara Borcu 1 Trilyon 492 Milyar Liraya Ulaştı”

Tarım sektörünün bankalara olan borçlarının giderek büyüdüğünü ifade eden Özdağ, TBMM'ye sunulan araştırma önergesinde yer alan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerini paylaştı.

Özdağ'ın aktardığı verilere göre tarım sektörünün bankalara olan borcu Temmuz 2025'te yaklaşık 1 trilyon 81 milyar lirayken Temmuz 2026'da 1 trilyon 492 milyar liraya yükseldi.

Bir yıllık artışın yaklaşık 411 milyar lira olduğunu belirten Özdağ, takipteki tarım kredilerinin de haziran dönemleri karşılaştırmasında 7,7 milyar liradan 25,5 milyar liraya çıktığını söyledi.

Özdağ, “Üreticimizin sorunu sadece borcun büyümesi değil, ödenemeyen borcun da giderek ağırlaşmasıdır. Siz çiftçiye yeni kredi açılmasını başarı diye anlatıyorsunuz. Oysa üretici önceki borcunu kapatmak için yeniden borçlandırılıyorsa, bunun adına çözüm denmez.” ifadelerini kullandı.

İcra yoluyla satışa çıkarılan tarım arazileri, traktörler ve hayvancılık işletmelerine dikkat çeken Özdağ, çiftçilerin yalnızca borçlarını çevirebildikleri değil, üretimlerinden geçimlerini sağlayabildikleri bir ekonomik yapıya ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

“Üreticinin Eline Geçenle Tüketicinin Ödediği Arasındaki Uçurumu Açıklayın”

Üretici ile market fiyatları arasındaki farklılıklara değinen Özdağ, Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin eylül ayı karşılaştırmalarını gündeme getirdi.

Özdağ'ın paylaştığı rakamlara göre limonun üretici fiyatı 7 lira, market fiyatı 51 lira 34 kuruş olarak kaydedildi. Havuç üreticide 11 lirayken markette 48 lira 16 kuruşa, elma ise üreticide 21 lira 66 kuruşken markette 73 lira 20 kuruşa satıldı.

Ürünlerin taşınması, depolanması ve pazarlanması sırasında çeşitli maliyetlerin oluştuğunu kabul ettiklerini belirten Özdağ, fiyat farklarının şeffaf biçimde açıklanması gerektiğini söyledi.

Özdağ, “Limon üreticiden çıktıktan sonra raflara ulaşana kadar yedi katını aşan bir fiyata çıkıyorsa, bu fahiş fiyat farkını neyle açıklayacaksınız? Açıklayabiliyorsanız alış faturalarını, taşıma giderlerini, satış faturalarını ortaya koyun. Zincirin hangi halkasında ne kadar kazanç elde edildiğini millet de görsün.” dedi.

“Fahiş Fiyat Cezalarının Ne Kadarı Tahsil Edildi?”

Ticaret Bakanlığının nisan ayında sebze ve meyve toptancıları ile ulusal zincir marketlerden toplam 183 işletmeye 96,6 milyon lira idari para cezası uyguladığını hatırlatan Özdağ, cezaların caydırıcılığını sorguladı.

İşletme başına ortalama cezanın yaklaşık 528 bin lira olduğunu belirten Özdağ, ihlallerden elde edilen kazançların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.

Özdağ, “Bir işletmenin 10 milyon lira haksız kazanç sağladığı bir örnekte, 528 bin lira ceza kazancın ancak yüzde 5,3'ünü götürür. Böyle bir ceza düzeninde ihlal yapan, cezayı ödedikten sonra kazancının büyük bölümünü elinde tutar.” değerlendirmesinde bulundu.

Ticaret Bakanlığına çağrıda bulunan Özdağ, “Bu cezaların ne kadarını tahsil ettiniz? Aynı ihlali tekrar eden kaç işletme var? Tüketicinin cebinden haksız yere çıkan paranın karşılığında nasıl bir sonuç aldınız?” diye sordu.

“Vatandaşı Açgözlü Sermayenin İnsafına Terk Edemezsiniz”

Gıda fiyatlarındaki artışın yalnızca perakendecilerin uygulamalarından kaynaklanmadığını savunan Özdağ, hükümetin ekonomi politikalarının da fiyatlar üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Enerji, ulaşım ve finansman maliyetlerinin yükseldiğini ifade eden Özdağ, üreticilerin ve tüketicilerin korunması için tedarik zincirinde etkin denetim yapılması gerektiğini söyledi.

Özdağ, “Bir tarafta ürününü satabilmek için zararına razı olan çiftçi, diğer tarafta o ürünü alabilmek için başka ihtiyacından vazgeçen vatandaş var. Aradaki adaletsizliği gidermekle görevli devletin kurumları ortada yok maalesef.” ifadelerini kullandı.

Denetimlerin yalnızca ceza açıklamalarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Özdağ, alıştan satışa kadar bütün süreçlerin izlenebilir hale getirilmesini istedi.

“Vatandaş Aldığı Gıdanın Güvenilir Olup Olmadığından Endişe Ediyor”

Gıda güvenliği konusuna da değinen Özdağ, pestisit kalıntıları ve mevzuata aykırı tarım ilacı kullanımına ilişkin bulguların kamuoyunda endişe oluşturduğunu belirtti.

Greenpeace tarafından 1 Eylül'de açıklanan çalışmaya işaret eden Özdağ, İstanbul'daki beş zincir marketten alınan 20 domates örneğinin üçünde mevzuata aykırı pestisit kullanımı tespit edildiğini, bir örnekte ise Türkiye'de kullanımı yasak olan klorfenapir maddesine rastlandığını aktardı.

Özdağ, “Bu ilaç nereden geldi, kime satıldı, hangi tarlada kullanıldı? Denetim zincirinizin hangi halkasında sorun var? Yıllardır bu sorulara cevap vermiyorsunuz.” dedi.

2025 yılında bir gıda mühendisi tarafından yapılan çalışmada incelenen 155 örneğin 51'inin mevzuata aykırı bulunduğunu da aktaran Özdağ, özellikle çocukların kimyasal maddelere maruz kalmasının önlenmesi gerektiğini vurguladı.

Pestisitlerin sağlık üzerindeki etkilerinin kullanılan maddeye, doza ve maruziyet süresine bağlı olduğunu belirten Özdağ, riskli maruziyetlerin önlenmesinin devletin sorumluluğunda olduğunu ifade etti.

“İhracattan Dönen Ürünlerin Akıbetini Açıklayın”

İlaç kalıntısı nedeniyle ihracat yapılan ülkelerden geri gönderilen tarım ürünlerinin durumuna ilişkin açıklama isteyen Özdağ, analiz ve imha süreçlerinin kamuoyuna açık olması gerektiğini söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığının geri dönen ürünlerin analize alındığı ve uygunsuz bulunanların piyasaya verilmediği yönündeki açıklamalarına değinen Özdağ, denetlenebilir belgelerin yayımlanmasını talep etti.

Özdağ, “Öyleyse parti numaralarını, analiz sonuçlarını, imha tutanaklarını yayımlayın. İç piyasaya sürüldüğü iddialarını denetlenebilir kayıtlarla cevaplayın. Avrupa'nın kabul etmediği ürünün nereye gittiğini bilmek, bu milletin hakkıdır.” ifadelerini kullandı.

“Listeler Uzuyor, Aynı Sahtekârlıklar Devam Ediyor”

Gıdalarda taklit ve tağşiş sorununa dikkat çeken Özdağ, Tarım ve Orman Bakanlığının kamuoyuna duyurduğu uygunsuz ürün sayısının 2 bin 345 partiye ulaştığını belirtti.

Bu ürünlerin 2 bin 55'inin taklit veya tağşiş, 290'ının ise sağlığı tehlikeye düşürebilecek gıda kapsamında bulunduğunu aktaran Özdağ, 2026'nın ilk sekiz ayında 286 uygunsuz ürün ve 37 tek tırnaklı hayvan eti tespiti yapıldığını söyledi.

Bitkisel yağlarda 43, süt ürünlerinde ise 33 uygunsuzluk bulunduğunu belirten Özdağ, 30 Eylül tarihli duyurularda Bursa'da dana sucuk ve çiğ pide harcında tek tırnaklı hayvan eti, Kilis'te ise kırmızı toz biberde izin verilmeyen boya tespitlerine yer verildiğini aktardı.

Özdağ, “Vatandaş parasını verip dana eti aldığını zannediyor. Çocuğuna güvenerek yediriyor. İçinden başka hayvanın eti çıkıyor. Sonra bir liste yayımlanıyor, birkaç gün konuşuluyor. Peki, o ürünler eksiksiz toplatıldı mı? Aynı sorumluların başka isimlerle yeniden piyasaya çıkması önlendi mi?” diye konuştu.

Çiftçilerin Sorunları İçin Altı Maddelik Çağrı

Tarım sektöründe yaşanan sorunların çözümü için Cumhurbaşkanına, Tarım ve Orman Bakanına, Ticaret Bakanına ve ilgili kurumlara seslenen Özdağ, altı temel alanda düzenleme yapılmasını istedi.

İlk olarak çiftçinin üretim maliyetlerini esas alan, üreticiye makul kazanç sağlayan bir alım sistemi kurulması gerektiğini belirten Özdağ, stratejik ürünlerde destek ve alım politikalarının ekim döneminden önce açıklanmasını talep etti.

İkinci olarak çiftçilerin birikmiş faiz yükünün hafifletilmesini isteyen Özdağ, kredi anaparalarının hasat takvimine uygun şekilde yeniden yapılandırılması ve üreticilerin tarım arazileriyle traktörlerini kaybetmesini önleyecek tedbirler alınması çağrısında bulundu.

Üçüncü önerisinde üretici kooperatiflerinin güçlendirilmesini gündeme getiren Özdağ, ortak depolama, soğuk hava tesisleri ve ürün işleme imkânlarının artırılmasını istedi. Üreticilerin ürünlerini hasat günü satmaya mecbur bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Dördüncü olarak halden markete uzanan tedarik zincirinde etkin denetim yapılmasını isteyen Özdağ, fahiş fiyat ve gıda sahtekârlığı cezalarının caydırıcı hale getirilmesini, tahsilat ve tekrar eden ihlallerin kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti.

Beşinci önerisinde yasaklı tarım ilaçlarının kullanımının önlenmesini, çiftçilere bağımsız teknik danışmanlık verilmesini ve ihracattan dönen ürünlerin akıbetinin açıklanmasını istedi.

Altıncı olarak kuraklık, don ve su kaybına karşı üreticilerin desteklenmesi gerektiğini belirten Özdağ, sulama yatırımlarının hızlandırılması, havza bazlı üretimin desteklenmesi ve afet zararlarının zamanında karşılanması çağrısında bulundu.

“Her Hasatta Üreticiye Sabır, Her Zamda Tüketiciye Anlayış Tavsiye Ederek Bu Ülkeyi Yönetemezsiniz”

Çiftçilerin üretimden uzaklaşmasının kırsal yaşamı da olumsuz etkilediğini belirten Özdağ, özellikle gençlerin tarımsal üretimde kalabilmesi için ekonomik koşulların iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

Özdağ, “Köyde yaşayan genç, ailesinin bütün yıl çalışıp borcunu kapatamadığını görüyorsa, o gençleri artık köylerde tutamazsınız.” ifadelerini kullandı.

İktidarın üretici ve tüketicinin haklarını korumakla yükümlü olduğunu belirten Özdağ, şöyle konuştu:

“Yıllardır milletimizden oy istiyorsunuz. O oylarla aldığınız yetkinin karşılığında, milletin sofrasının ve çiftçinin emeğinin hakkını korumak zorundasınız. Her hasatta üreticiye sabır, her zamda tüketiciye anlayış tavsiye ederek bu ülkeyi yönetemezsiniz. Çiftçinin tarlasından çıkan bereketin, birkaç güçlü alıcının kazancına dönüşmesine seyirci kalmayacağız.”

Özdağ, çiftçilerin ve tüketicilerin haklarını savunmayı sürdüreceklerini belirterek, “Bugün çiftçinin feryadını duymayanlar, yarın sandıkta milletin cevabını duyacaktır. Tarlasını ekmek isteyen insanın önünü açın, çocuğuna sağlıklı gıda almak isteyen vatandaşın hakkını koruyun.” dedi.

“Gelelim Fon Soygununa, Yani Asrın Vurgununa”

Basın toplantısının son bölümünde kamuoyunda tartışılan fon iddialarını gündeme getiren Özdağ, iktidar mensupları ve bazı bürokratlarla ilgili iddiaların bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini savundu.

Özdağ, konunun gündemde tutulacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Gelelim fon soygununa, yani asrın vurgununa. Bu fon soygununu sürekli gündemde tutacağız. Çünkü iktidar partisi suçüstü yakalanmıştır. Şimdi de karakoldan kaçmaya, mahkemeden kaçmaya çalışmaktadır.”

Bazı iktidar mensuplarının ve bürokratların kişisel zenginleşme iddialarıyla karşı karşıya olduğunu öne süren Özdağ, iddiaların yargı önünde açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

“Bu İş Sadece Belli Sayıdaki İktidar Mensubunun İşi Değildir”

İktidar içerisinden de iddiaların araştırılmasını isteyen açıklamalar geldiğini savunan Özdağ, bu çağrıları yapan isimlerin dışlandığını ileri sürdü.

Özdağ, “Son günlerde iktidar cenahından vicdan sahibi isimler çıkıyor. Bu soygunun tüm boyutlarıyla açığa çıkmasını, partilerine yönelik ithamlardan kurtulunması gerektiğini söylüyorlar. Peki iktidarın etkili ve yetkili isimleri, kendi içlerinden yükselen bu adalet feryadına karşı ne yapıyor dersiniz, tabii ki dışlayıp aforoz ediyorlar.” ifadelerini kullandı.

Fon iddialarının yalnızca belirli kişilerle sınırlı olmadığını öne süren Özdağ, iddiaların üzerine gidilmesi halinde daha geniş bağlantıların ortaya çıkabileceğini savundu.

Özdağ, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Buradan anlıyoruz ki bu iş sadece belli sayıdaki iktidar mensubunun işi değildir. Vurguna ve soyguna karışmış olanların kuyrukları birbirine bağlıdır ve biliyorlar ki sarı öküz adalete teslim edilirse, gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Bu konu iktidarın sandığa gömüldüğü milat olarak tarihteki yerini alacaktır ve muhalefet olarak bu fon soygununu asla gündemden düşürmeyeceğiz.”