Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: “Kalkınma Yolu ile taşımacılık süresi 20 gün kısalarak 25 güne düşecek”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Değişen Küresel Ulaştırma Jeopolitiği ve Kalkınma Yolu Projesi Konferansı’nda Türkiye’nin küresel ticaret koridorlarındaki stratejik rolünü değerlendirdi. Kalkınma Yolu Projesi ile Ümit Burnu üzerinden 45 gün süren taşımacılığın 25 güne düşmesinin hedeflendiğini açıklayan Uraloğlu, projenin 10 yılda Türkiye ekonomisine yaklaşık 55 milyar dolar katkı sağlamasının ve yılda 70 bin kişiye istihdam oluşturmasının öngörüldüğünü belirtti.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Değişen Küresel Ulaştırma Jeopolitiği ve Kalkınma Yolu Projesi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, küresel ticaret güzergâhlarının yeniden şekillendiğini belirterek Türkiye’nin uluslararası ulaştırma ve lojistik ağlarındaki konumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Kalkınma Yolu Projesi'nin Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacağını ifade eden Uraloğlu, yeni güzergâhın taşımacılık sürelerini önemli ölçüde azaltacağını bildirdi.
Bakan Uraloğlu, “Kalkınma Yolu ile Basra Körfezi’ni, Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir lojistik omurga oluşturuyoruz.” dedi.
“Düşünce Kuruluşları Ülkenin Gelecek Tasavvurunu Şekillendiriyor”
Konuşmasında düşünce kuruluşlarının kamu politikalarının geliştirilmesindeki rolüne değinen Uraloğlu, bu kurumların uzun vadeli ve veriye dayalı çalışmalarının karar alma süreçlerine katkı sağladığını söyledi.
Uraloğlu, “Bu kuruluşlar; siyasetin günlük polemiklerine değil, uzun vadeli ve veriye dayalı analizlere odaklandıkları ölçüde bir ülkenin rotasını, geleceğini planlamada ciddi bir irade ortaya koyarlar. SETA’nın, değişen ulaştırma jeopolitiğini ve Kalkınma Yolu Projesi’ni gündeme taşıması da kurumun vizyonunu ve ülkemizin geleceğini şekillendiren meselelere verdiği önemi açıkça gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
SETA'nın çalışmalarının Türkiye'nin stratejik hedefleri bakımından önem taşıdığını belirten Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle birlikte Türkiye’nin son yıllarda gösterdiği büyük dönüşümde; SETA gibi kurumların ürettiği bilgi, politika yapıcılara rehberlik etmiş; karar süreçlerini zenginleştirmiş ve Türkiye Yüzyılı vizyonunun entelektüel zeminini güçlendirmiştir. Canıgönülden inanıyorum ki SETA’nın bu konudaki ısrarlı ve derinlikli çalışmaları, ülkemizin yarınlarını inşa etmesinde önemli bir rol üstlenmeye devam edecektir.”
“Küresel Ticaret Artık En Güvenli ve Öngörülebilir Rotayı Arıyor”
Küresel ticaret koridorlarının yeniden şekillendiğini vurgulayan Uraloğlu, ülkelerin yalnızca düşük maliyetli değil, güvenli, kısa ve öngörülebilir ulaştırma güzergâhlarına yöneldiğini belirtti.
Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmelerin uluslararası taşımacılık sistemlerinin kırılganlığını ortaya çıkardığını kaydeden Uraloğlu, Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeleri örnek gösterdi.
Uraloğlu, “Son dönemde yaşanan krizler çok açık bir gerçeği gösterdi: Küresel ticaretin kritik hatlarında meydana gelen en ufak bir aksama; enerji fiyatlarını fırlatıyor, navlun maliyetlerini katlıyor ve tedarik zincirlerini kilitliyor.” dedi.
2021 yılında Ever Given konteyner gemisinin Süveyş Kanalı'nda karaya oturmasının küresel tedarik zincirlerini etkilediğini hatırlatan Uraloğlu, şunları söyledi:
“Hatırlayacağınız üzere 2021’de Süveyş Kanalı’nda Ever Given konteyner gemisinin karaya oturmasıyla kanal günlerce kapanmış, yüzlerce gemi kuyruğa girmiş, küresel tedarik takvimi bir anda altüst olmuştur. Aynı dar geçitte sonraki dönemde yaşanan yoğunluk ve güvenlik riskleri, tek kanala bağlı ticaretin ne kadar kırılgan olduğunun altını çizmiştir.”
Kızıldeniz'deki güvenlik risklerinin deniz taşımacılığını doğrudan etkilediğini ifade eden Uraloğlu, “Kızıldeniz’de ise Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları ve tehditleri, başta Avrupa Asya hattı olmak üzere birçok armatörü, rotayı Ümit Burnu’na çevirmeye zorlamış; transit süreler 10-15 gün uzamış, navlun ve sigorta maliyetleri sert biçimde yükselmiştir.” açıklamasında bulundu.
Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimlerin petrol ve LNG taşımacılığında belirsizliği artırdığını belirten Uraloğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın da Çin ile Avrupa arasındaki geleneksel kuzey demiryolu güzergâhını daralttığını söyledi.
“Ulaştırma Ağlarının Çeşitlendirilmesi Artık Bir Zorunluluk”
Uluslararası ticarette tek bir ulaştırma güzergâhına bağımlılığın ekonomik riskleri artırdığını ifade eden Uraloğlu, alternatif koridorların önemine dikkati çekti.
Bakan Uraloğlu, “Bir boğazda, bir kanalda veya tek bir kara hattında yaşanan belirsizlik; yük konteynerlerinin varışını haftalarca geciktirebilmekte, fabrikaların hammadde stokunu eritebilmekte, tüketiciye yansıyan maliyeti hızla yükseltebilmekte hatta üretimi durma noktasına getirebilmektedir.” dedi.
Ulaştırma sistemlerinin artık yalnızca ekonomik değil, stratejik bir unsur olarak değerlendirildiğini belirten Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu kırılganlık karşısında ülkeler, daha güvenli, daha kısa, daha öngörülebilir ve daha sürdürülebilir güzergâhlar aramaya başlamıştır. İşte bu arayış, dünyayı klasik toprak merkezli jeopolitikten çok farklı bir yere, bir ‘ağ jeopolitiğine’ taşıyor. Çünkü artık devletlerin gücü yalnızca sınırları ve ordularıyla değil; ticaret, enerji ve veri hatlarını yönetebilme kabiliyetleriyle ölçülüyor.”
“Türkiye’siz Koridor Olmaz”
Türkiye'nin coğrafi konumu ve ulaştırma altyapısıyla uluslararası ticaret ağlarında merkezi rol üstlendiğini belirten Uraloğlu, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projelerinin stratejik önemine işaret etti.
Uraloğlu, “Orta Koridor’un kalbinde yer alan, Türk Boğazları’nı yöneten ve Kalkınma Yolu’nu inşa eden bir Türkiye olarak; masada da sahada da şunu net biçimde kanıtlıyoruz: Türkiye’siz koridor olmaz!” ifadelerini kullandı.
Dünya ticaretinde alternatif güzergâhların giderek önem kazandığını kaydeden Uraloğlu, “Dünya artık; Trans-Hazar üzerinden işleyen Orta Koridor’u, Basra’dan Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu’nu, Orta Koridorun yeni bağlantısı TRIPP Koridorunu ve Modern Hicaz Demiryolu Hattını konuşuyor.” dedi.
Söz konusu ulaştırma projelerinin birbirine rakip olmadığını belirten Uraloğlu, “Doğu-Batı ve Kuzey-Güney hatlarını ülkemizde buluşturup Avrupa’ya taşıyan tamamlayıcı omurgalardır. Dolayısıyla Kalkınma Yolu’nu; mevcut ticaret ağlarına can suyu veren tamamlayıcı bir güç olarak konumlandırıyoruz.” açıklamasında bulundu.
“Türkiye Jeostratejik Bir Güven Adası Haline Gelmiştir”
Türkiye'nin yalnızca coğrafi konumuyla değil, ulaştırma yatırımları ve uluslararası ilişkilerdeki rolüyle de öne çıktığını söyleyen Uraloğlu, ülkenin dört saatlik uçuş mesafesinde geniş bir ekonomik ve demografik bölgeye erişebildiğini belirtti.
Uraloğlu, “Dört saatlik uçuş mesafesinde yaklaşık 1,6 milyar insanın yaşadığı, 57,2 trilyon dolar Gayri Safi Milli Hasıla’ya sahip 67 ülkenin merkezinde yer alıyoruz.” dedi.
Türkiye'nin uluslararası ticaret ağlarındaki rolünü değerlendiren Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Ancak bugün Türkiye’yi yalnızca jeopolitik konumuyla tanımlamak yetersiz kalır. Çünkü Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, altyapı yatırımları, kriz çözme kabiliyeti, diplomasideki yapıcı duruşu ve güven inşa eden yaklaşımıyla jeostratejik bir güven adası haline gelmiştir.”
Rusya-Ukrayna Savaşı sürecindeki tahıl koridoru diplomasisi ve bölgesel krizlerde izlenen politikaların Türkiye'nin konumunu güçlendirdiğini belirten Uraloğlu, “Türkiye, yalnızca bir geçiş ülkesi değil; rotaları planlayan, bağlayan ve güvenli hale getiren merkez ülke konumundadır.” değerlendirmesinde bulundu.
“24 Yılda Ulaşım ve Haberleşmeye 355 Milyar Dolarlık Yatırım”
Türkiye'nin ulaştırma altyapısına yönelik yatırımlarına ilişkin verileri paylaşan Bakan Uraloğlu, son 24 yılda ulaşım ve haberleşme alanında yaklaşık 355 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirildiğini açıkladı.
Uraloğlu, “Bu güveni pekiştirecek ve tamamlayıcı en somut adım ise, son 24 yılda ülkemizin ulaşım ve haberleşme altyapısına yaklaşık 355 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirmiş olmamızdır.” dedi.
Karayolu yatırımlarına değinen Uraloğlu, “Karayollarında, 2002 yılında başlattığımız bölünmüş yol seferberliğiyle 6 bin 101 kilometre olan ağımızı bugün 30 bin 264 kilometreye çıkardık. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlıyken, şimdi 77 şehrimizi birbirine bağladık.” ifadelerini kullandı.
Kuzey Marmara, İstanbul-İzmir, Ankara-Niğde, Aydın-Denizli ve Çeşmeli-Kızkalesi otoyolu projelerine de değinen Uraloğlu, otoyol uzunluğunun 1.714 kilometreden yaklaşık 3 bin 850 kilometreye yükseltildiğini bildirdi.
“Hızlı Tren Ağı 2 Bin 604 Kilometreye Ulaştı”
Demiryollarının 2002 yılından itibaren öncelikli yatırım alanlarından biri olarak ele alındığını belirten Uraloğlu, demiryolu altyapısındaki gelişmeleri paylaştı.
Uraloğlu, “10 gün önce Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle hizmete açtığımız Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattımızla birlikte 2002 yılında 10 bin 948 kilometre olan demiryolu hattımızı 14 bin 272 kilometreye çıkardık. Sıfırdan inşa ettiğimiz hızlı tren ağı uzunluğumuzu Çerkezköy-Kapıkule Hattımızı da ekleyerek 2 bin 604 kilometreye ulaştırdık.” dedi.
Hızlı trenin doğrudan ulaştığı il sayısının 11'den 14'e yükseldiğini belirten Uraloğlu, devam eden demiryolu projelerine ilişkin de bilgi verdi.
Bakan Uraloğlu, “Şu anda Halkalı-Kapıkule’nin kalan kesimleri ile birlikte Ankara-İzmir, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Yerköy-Kayseri, Kırıkkale-Çorum, Karaman-Ulukışla gibi yeni hızlı tren hatlarının yapımlarına devam ediyoruz. İnşallah, 2028’e kadar hızlı trenin ulaştığı il sayısını 27’ye yükseltmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Havacılık ve denizcilik alanındaki gelişmelere de değinen Uraloğlu, “2002 yılında 26 olan aktif havalimanı sayımızı 58’e çıkardık. Yalnızca içeride büyümekle kalmadık; 133 ülkede 356 noktaya uzanan küresel bir havacılık sistemi kurduk.” açıklamasında bulundu.
Türk sahipli deniz ticaret filosuna ilişkin verileri paylaşan Uraloğlu, 1 Temmuz 2026 itibarıyla filonun 2 bin 262 gemi ve 54,3 milyon detveyt ton kapasiteye ulaşarak dünya sıralamasında 11'inci sırada yer aldığını belirtti.
“Orta Koridor İçin 47,1 Milyar Dolarlık Yatırım”
Türkiye'nin uluslararası ulaştırma koridorlarını güçlendirmek amacıyla bölgesel iş birliklerine devam ettiğini belirten Uraloğlu, Orta Koridor'un Çin ve Orta Asya'yı Hazar Denizi üzerinden Türkiye ve Avrupa'ya bağlayan önemli bir güzergâh olduğunu söyledi.
Uraloğlu, “Günümüzde ulaştırma ağlarının çeşitlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur; biz bu zorunluluğu fırsata çeviriyoruz.” dedi.
Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü demiryolu geçişi ve devam eden diğer demiryolu yatırımlarının Orta Koridor'un kapasitesini artıracağını belirten Uraloğlu, Türkiye'deki bağlantı hatlarının toplam uzunluğuna ilişkin bilgi verdi.
Bakan Uraloğlu, “Türkiye’de Orta Koridor’a bağlantı sağlayan hatların uzunluğu, mevcut, devam eden ve planlanan hatlar ile birlikte toplam 2 bin 156 kilometreye ulaşıyor. Bu kapsamda yapılan ve yapılacak yatırımların toplamı 47,1 milyar doları bulurken; 10 yıllık projeksiyonda üretim etkisinin 114 milyar doları, yıllık ortalama istihdam etkisinin ise 144 bin kişiyi bulmasını öngörüyoruz.” açıklamasında bulundu.
Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Projesi'ne de değinen Uraloğlu, “Geçtiğimiz yıl 224 kilometrelik Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu’nun temelini attık. Bu hat; Orta Koridor’a stratejik bir güzergâh kazandıracak, Türk dünyasına açılan en kısa kapı olacak.” dedi.
“Kalkınma Yolu ile Taşımacılık 45 Günden 25 Güne Düşecek”
Konuşmasının önemli bölümünü Kalkınma Yolu Projesi'ne ayıran Uraloğlu, projenin Basra Körfezi ile Avrupa arasında yeni bir ticaret bağlantısı oluşturacağını söyledi.
Irak'taki Fav Limanı'ndan başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşması planlanan güzergâhın uluslararası yük taşımacılığında önemli zaman avantajı sağlayacağını belirten Uraloğlu, “Özetle; Basra Körfezi’ni Irak’taki Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir lojistik omurga oluşturuyoruz.” dedi.
Projenin taşımacılık sürelerine etkisini açıklayan Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu proje, özellikle Körfez ülkelerinden Avrupa’ya giden yükler için Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltacak stratejik bir alternatif sunmaktadır. Fav Limanı’ndan çıkıp ülkemiz üzerinden Avrupa’ya uzanan güzergâh sayesinde; 45 gün süren Ümit Burnu güzergâhına göre 20 gün, 35 gün süren Güney Koridoru’na göre ise 10 gün kısalarak yaklaşık 25 güne düşecektir.”
Kalkınma Yolu'nun yalnızca taşımacılık sürelerini kısaltmayı hedeflemediğini belirten Uraloğlu, projenin Irak'ın ekonomik yeniden inşasına ve Türkiye'nin uluslararası ticaretteki konumunun güçlendirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Uraloğlu, “Bu yönüyle proje, yalnızca bir ulaştırma ve altyapı yatırımı değil, bölgesel güç dengelerini ve ekonomik ilişkileri yeniden şekillendirebilecek stratejik bir kaldıraç niteliğindedir.” değerlendirmesinde bulundu.
“İki Ülke Tek Koridor Anlayışıyla Hareket Ediyoruz”
Kalkınma Yolu'nun Irak ekonomisinin çeşitlendirilmesine katkı sağlayabileceğini belirten Uraloğlu, projenin petrol gelirlerine bağımlılığın azaltılması ve transit ticaretten ekonomik kazanç elde edilmesi bakımından önem taşıdığını söyledi.
Uraloğlu, “Irak açısından başarısı, yalnızca transit taşımacılıktan gelir elde edilmesiyle değil, koridor çevresinde sanayi, lojistik, tarım, ticaret, inşaat ve turizm faaliyetlerinin geliştirilmesiyle ölçülecektir.” dedi.
Ulaştırma altyapısının üretim merkezleri ve özel ekonomik bölgelerle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, “Projeyi yalnızca bir ulaşım hattı değil, lojistik merkezler, petrokimya tesisleri ve katma değerli üretimle desteklenen kapsamlı bir kalkınma projesi olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Irak arasında 28 Temmuz'da imzalanan mutabakatlara değinen Uraloğlu, Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığına yönelik iş birliğinin önemini anlattı.
Bakan Uraloğlu, “Özellikle Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinden demiryolu ve karayolu taşımacılığına ilişkin mutabakat zaptı ile doğal kaynaklar karşılığında Irak Cumhuriyeti içerisinde ulaştırma altyapısının geliştirilmesine dair çerçeve mutabakat zaptı, iki ülke arasında İki Ülke Tek Koridor anlayışının en güçlü ifadesidir.” dedi.
“Kalkınma Yolu Enerji ve Dijital Altyapıyla Bütünleşecek”
Kalkınma Yolu'nun demiryolu ve karayoluyla sınırlı olmayan çok modlu bir ulaştırma ve ekonomik kalkınma projesi olduğunu belirten Uraloğlu, enerji nakil hatları, fiber optik altyapı ve boru hatlarının da planlamada yer aldığını söyledi.
Uraloğlu, “Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, Orta Koridor ve mevcut enerji hatlarıyla bütünleşmesi, Türkiye’nin Avrasya bağlantısallık ağlarındaki konumunu pekiştirecektir. Proje aynı zamanda Türkiye ile Irak arasında bir tür ticari kader ortaklığı oluşturarak ikili ekonomik ilişkileri de derinleştirecektir.” ifadelerini kullandı.
Lojistik ve navlun maliyetlerinin düşmesinin Türk ihraç ürünlerinin Irak pazarındaki rekabet gücünü artıracağını belirten Uraloğlu, üçüncü ülkelere yapılacak sevkiyatlarda da avantaj sağlanmasının beklendiğini kaydetti.
“10 Yılda Ekonomiye 55 Milyar Dolar Katkı Bekliyoruz”
Kalkınma Yolu Projesi'nin Türkiye ekonomisine sağlayabileceği katkılara ilişkin tahminleri paylaşan Uraloğlu, yatırımın üretim, lojistik ve istihdam alanlarında yeni fırsatlar oluşturacağını ifade etti.
Bakan Uraloğlu, “Ayrıca tamamlandığında Güney Asya ve Uzak Doğu ülkeleri için Avrupa’nın kapısı olacak, Doğu Afrika’nın Irak üzerinden Avrupa’ya bağlanmasına katkı sağlayacak ve Hürmüz Boğazı’na güvenilir bir alternatif sunarak küresel ticaretin dayanıklılığını artıracaktır.” dedi.
Projenin ekonomik etkisine ilişkin öngörülerini açıklayan Uraloğlu, “Sadece ülkemiz açısından projenin 10 yıllık periyotta ekonomimize yaklaşık 55 milyar dolarlık katkı sağlamasını ve üretim ile lojistik merkezlerinin konumlandırılmasıyla her yıl yaklaşık 70 bin vatandaşımıza istihdam imkânı oluşturmasını öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Modern Hicaz Demiryolu Körfez ile Avrupa Arasında Yeni Bağlantı Kuracak”
Kalkınma Yolu ve Orta Koridor'un yanı sıra Modern Hicaz Demiryolu Projesi'ne de değinen Uraloğlu, Suudi Arabistan ile imzalanan iş birliği mutabakatının bölgesel ulaştırma bağlantılarını güçlendirmeyi hedeflediğini söyledi.
Uraloğlu, “Tarihi Hicaz Demiryolu’nu modern bir yaklaşımla canlandırarak Körfez’den Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya uzanan yeni bağlantılar kuruyoruz.” dedi.
Planlanan demiryolu bağlantısının uzunluğuna ilişkin bilgi veren Uraloğlu, “Ülkemizde; Kapıkule-İstanbul-Eskişehir-İslahiye güzergâhındaki 1.681 kilometrelik hatla birlikte Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan kesimlerini de içeren toplam 2.511 kilometrelik bir bağlantıdan söz ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yeni güzergâhın enerji ve stratejik yük taşımacılığı bakımından önem taşıyacağını belirten Uraloğlu, “Bu hat, Hürmüz Boğazı’na alternatif güvenli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir kara koridoru sunacak; enerji ürünleri dâhil stratejik yüklerin taşınmasına imkân tanıyacaktır.” açıklamasında bulundu.
“Kalkınma Yolu Bölgesel Ekonomik İlişkileri Yeniden Şekillendirebilir”
Kalkınma Yolu'nun Orta Doğu'daki ekonomik bağlantıları güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu belirten Uraloğlu, projenin Irak'ı bölgesel ticaretin önemli kavşaklarından birine dönüştürebileceğini söyledi.
Türkiye'nin küresel ulaştırma ağlarındaki merkezi konumunun güçlendirilmesinin hedeflendiğini ifade eden Uraloğlu, projenin hayata geçirilmesinde güvenlik, finansman ve bölgesel iş birliğinin önem taşıdığını vurguladı.
Bakan Uraloğlu, “Bölgesel sahiplenmenin güçlendirilmesi, güvenlik risklerinin yönetilmesi, finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve mevcut bağlantısallık girişimleriyle tamamlayıcılığın sağlanması; Kalkınma Yolu’nun bir ulaştırma koridorunun ötesine geçerek bölgesel düzenin yeniden şekillenmesinde rol oynayan kalıcı bir stratejik girişime dönüşmesini mümkün kılacaktır.” ifadelerini kullandı.