Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: “Güçlü devlet, güçlü tek adam değil; güçlü kurumlar, güçlü hukuk ve güçlü Meclis demektir”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Kayseri’de partisinin Kocasinan İlçe Kongresi’nde ekonomi, son dönemdeki operasyonlar ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerinden iktidarı eleştirdi. “Sistemin asıl problemi, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemidir” diyen Arıkan, sistem değişikliğine ilişkin müzakereye hazır olduklarını belirterek üç temel şartlarını açıkladı.

Ağustos 29, 2026 - 14:21
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: “Güçlü devlet, güçlü tek adam değil; güçlü kurumlar, güçlü hukuk ve güçlü Meclis demektir”


Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Kayseri’de partisinin Kocasinan İlçe Kongresi’nde yaptığı konuşmada ekonomi politikalarından yönetim sistemine, son dönemde gerçekleştirilen operasyonlardan yargı bağımsızlığına kadar çeşitli başlıklarda değerlendirmelerde bulundu. İktidar cephesindeki “sistem revizyonu” tartışmalarını eleştiren Arıkan, “Güçlü devlet, güçlü tek adam demek değildir. Güçlü devlet; güçlü kurumlar, güçlü hukuk ve güçlü Meclis demektir.” ifadelerini kullandı.

“AK PARTİ’NİN EKONOMİ ÜÇGENİ”

Ekonomi politikalarını enflasyon, faiz ve vergi üzerinden eleştiren Arıkan, vatandaşın bu üç başlığın merkezinde kaldığını savundu.

Arıkan, “Siyaset işi matematik işidir, millete hizmet işi matematik işidir. Bütün bunların sebebi ‘AK Parti’nin Ekonomi Üçgeni’dir. Bir köşesinde enflasyon, bir köşesinde faiz, bir köşesinde vergi var. Peki üçgenin tam ortasında kim var? Millet var.” dedi.

Enflasyonun vatandaşın günlük hayatındaki etkilerine dikkati çeken Arıkan, “Uzun uzun anlatmaya gerek yok; çarşıda, pazarda, kasapta, manavda biz bunu zaten hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Enflasyon tahminleri üzerinden iktidarı eleştiren Arıkan, “2026’da yüzde 12 olması tahmin edilen enflasyon oranını yüzde 28’e çektiler. İşte bu yüzden enflasyon en büyük kul hakkıdır. Emeklinin, asgari ücretlinin maaşını daha cebine girmeden gasp etmektir.” diye konuştu.

Faiz ödemelerine de değinen Arıkan, “Bu sene de 2,7 trilyon gibi devasa bir rakam faize ödenecek. Ancak esas korkutucu olan bu değil. Bu gidişata göre 2027’de 3 trilyon, 2028’de 3,3 trilyon faiz ödemesi yapacağız demektir.” ifadelerini kullandı.

Ankara’da haklarını almak için mücadele eden madencilerin alacaklarının 36 milyon lira olduğunu belirten Arıkan, “Bu arada bu ülke her saat faize 300 milyon TL ödüyor. İşte kul hakkı budur.” dedi.

Kurumlar Vergisi rekortmenleri listesine ilişkin de değerlendirmede bulunan Arıkan, ilk 10’daki kurumların 7’sinin banka olduğunu belirterek, “Sanayicisinin kazanamadığı bir ülke nasıl kalkınır? Nasıl mazlumlara umut olabilir?” diye sordu.

Vergi yükünü de eleştiren Arıkan, otomobilden cep telefonuna, mutfak tüpünden temel tüketim ürünlerine kadar vatandaşın farklı kalemlerde vergi ödediğini ifade etti.

Arıkan, “İşte AK Parti’nin ekonomi üçgeni budur: Enflasyon vatandaşın cebini eritiyor. Faiz üreticinin belini büküyor. Vergi de geriye kalanını alıp götürüyor.” dedi.

“25 YILDA BAŞLADIĞIMIZ NOKTAYA GELDİK”

AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü etkinliklerine de değinen Arıkan, ekonomi politikalarının 25 yıllık süreçte geldiği noktayı enflasyon üzerinden değerlendirdi.

Arıkan, “2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye, enflasyonu dünyada en yüksek 5’inci ülkesiydi. Aradan tam 25 yıl geçti. Bugün kaçıncı sıradayız biliyor musunuz? 5’inci sıradayız.” ifadelerini kullandı.

Bu tabloyu iktidarın çözüm üretmekte zorlandığının göstergesi olarak değerlendiren Arıkan, Saadet Partisi’nin yönetime hazır olduğunu savunarak, “Kadromuz var, teşkilatımız var, projelerimiz var, ilkelerimiz var, umudumuz var, heyecanımız var, biz bu işi hallederiz.” dedi.

“DEVLETİN GÖREVİ OLAĞAN HAYATI GÜVENCE ALTINA ALMAKTIR”

Son dönemde belediye, şirket, dernek, medya ve vakıflara yönelik operasyonları da gündemine alan Arıkan, Türkiye’nin sürekli operasyon gündemiyle yönetilmesini eleştirdi.

Arıkan, suçla mücadele edilmesine itirazlarının olmadığını belirterek, “Milletin değerlerini sömüren, malına çöken organize bir suç varsa elbette tepelerine binilsin. Kimse bunu reddetmez.” diye konuştu.

Bununla birlikte ülkenin sürekli operasyon gündemine hapsedilemeyeceğini ifade eden Arıkan, “Koskoca Türkiye, bir operasyondan diğer operasyona koşan bir gündemin içerisine hapsedilemez. Devletin görevi sürekli olağanüstülük üretmek değil, olağan hayatı güvence altına almaktır.” dedi.

Saadet Partisi’nin hedefini anlatan Arıkan, “Biz Türkiye’de hayatı olağanlaştırmak istiyoruz. Hayatı güvence altına almak istiyoruz. Çalışmayı, emeği güvence altına almak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

“ASIL PROBLEM PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİDİR”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, 2018’de sisteme geçilirken itirazlarını ve kendi sistem tekliflerini kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı.

Arıkan, “50+1’in dayatıldığı, bütün yetkinin tek elde toplandığı, Meclis’in denetim gücünün zayıflatıldığı, kurumların bağımsızlığının tartışmalı hâle geldiği bir yönetim modeli sürdürülebilir değildir.” dedi.

Güçlü devlet anlayışının güçlü kurumlara dayanması gerektiğini savunan Arıkan, “Güçlü devlet, güçlü tek adam demek değildir. Güçlü devlet; güçlü kurumlar, güçlü hukuk ve güçlü Meclis demektir. Nitekim bugün sistemin bazı arızalarını Cumhur İttifakı’ndan da duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Sistem revizyonu” tartışmalarına da değinen Arıkan, “Araba duvara çarpmış, siz koltuk kılıflarını yenileyelim diyorsunuz. Sistemin asıl problemi, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemidir.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanının aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olmasını eleştiren Arıkan, “Bir cumhurbaşkanının aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olduğu, devletle partinin birbirine karıştığı, devlet imkânlarının parti imkânlarına dönüştüğü bir yapıyı ‘makyajlayarak’ kurtaramazsınız. Bu sistemin göstermelik pansuman tedbirlere değil, köklü bir reforma ihtiyacı vardır.” dedi.

“MÜZAKERE ETMEYE HAZIRIZ”

Saadet Partisi’nin sistem değişikliğine ilişkin adımları görüşmeye açık olduğunu bildiren Arıkan, “Biz duvara toslayan bu sistemi değiştirecek her adımı müzakere etmeye hazırız. Ancak üç olmazsa olmaz şartımız, üç kırmızı çizgimiz var.” ifadelerini kullandı.

Arıkan, ilk şartlarının Partili Cumhurbaşkanlığı uygulamasına son verilmesi olduğunu belirterek, “Cumhurbaşkanı 86 milyonun tamamını kucaklayan tarafsız bir makama çekilmelidir.” dedi.

İkinci şart olarak kuvvetler ayrılığı ilkesini gösteren Arıkan, “Kuvvetler ayrılığı ilkesi esastan tesis edilmeli; Meclis pasif bir onay makamı olmaktan çıkarılıp gerçek yasama ve denetleme yetkisine kavuşturulmalıdır.” diye konuştu.

Üçüncü şartın yargı bağımsızlığı olduğunu ifade eden Arıkan, “Yargı bağımsızlığı kâğıt üstünde değil, uygulamada sağlanmalı; mahkemeler iktidarın kalkanı veya muhalefetin tepesindeki giyotin olmaktan çıkarılmalıdır.” dedi.

Sistemin kişilere göre oluşturulmaması gerektiğini vurgulayan Arıkan, “Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır, yarın başka biri Cumhurbaşkanı olacaktır. Ama Türkiye Cumhuriyeti kalacaktır. Millet kalacaktır. O hâlde sistemi kişilere göre değil, hak için millete göre tasarlamak zorundayız. İşte gerçek reform budur.” ifadelerini kullandı.

“BİZ İKTİDARA GELDİĞİMİZDE NE YAPMAYACAĞIZ”

Arıkan, konuşmasının devamında Saadet Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda izlemeyeceğini söylediği politikaları da sıraladı. “Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğunu anlamak için bazen neyi yapmayacağınızı bilmek bile yeterlidir.” diyen Arıkan, milletin gelirinin faize aktarılmayacağını, maaş artışlarının enflasyonla eritilmeyeceğini ve kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmayacağını söyledi.

Gençlerin barınma, işsizlik ve hayat pahalılığı nedeniyle yuva kurma hayallerinden vazgeçmek zorunda bırakılmayacağını belirten Arıkan, çocukların sosyal medya platformları ve algoritmaların etkisine terk edilmeyeceğini ifade etti.

Adalet sistemine ilişkin de konuşan Arıkan, “Bir telefonla değişen, bir talimatla yön değiştiren adalet düzenine izin vermeyeceğiz. Vatandaşın hakkını yıllarca mahkeme koridorlarında bekletmeyeceğiz.” dedi.

Dış politikanın iç siyasette alkış toplamanın aracına dönüştürülmeyeceğini söyleyen Arıkan, devletlerarası ilişkilerin de liderlerin kişisel dostlukları veya husumetleri üzerinden yürütülmeyeceğini belirtti.

Kamu kaynaklarının siyasi propaganda amacıyla kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Arıkan, “Kamu kaynağı iktidarın propaganda bütçesi değildir. O para milletindir. Biz vatandaşın parasıyla vatandaşa reklam yapmayacağız.” ifadelerini kullandı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI