Medicana Uzm. Dr. İnan Can Buran: “Anne Sütü Prematüre Bebekler İçin Adeta Bir İlaç Gibidir”

Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. İnan Can Buran, prematüre bebeklerin beslenmesinde anne sütünün önemine dikkat çekerek, erken doğum yapan annelerin süt içeriğinin bebeğin ihtiyaçlarına göre farklılaştığını belirtti. Buran, ilk saatlerde sağımın başlatılması, kolostrumun kullanılması ve bebeğin gelişimine uygun beslenme yöntemlerinin önemini anlattı.

Ağustos 10, 2026 - 13:32
Medicana Uzm. Dr. İnan Can Buran: “Anne Sütü Prematüre Bebekler İçin Adeta Bir İlaç Gibidir”

Prematüre bebeklerin hayata tutunması ve sağlıklı gelişimi açısından anne sütü önemli bir rol oynuyor. Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. İnan Can Buran, prematüre bebeklerde anne sütünün kullanımına ilişkin bilgi vererek, erken doğum sonrası anne sütünün içeriğinin bebeğin ihtiyaçlarına göre değiştiğini ifade etti.

“ANNE SÜTÜ PREMATÜRE BEBEKLER İÇİN ADETA BİR İLAÇ GİBİDİR”

Uzm. Dr. İnan Can Buran, anne sütünün prematüre bebekler açısından yalnızca besleyici bir gıda olmadığını belirterek, “Anne sütü prematüre bebekler için adeta bir ilaç gibidir. Sadece beslenmelerini sağlamakla kalmaz; enfeksiyonlardan korunmalarına, bağırsaklarının olgunlaşmasına ve beyin gelişimlerine önemli katkılar sağlar. Bu nedenle yoğun bakımda hedef, mümkün olan en kısa sürede bebeği anne sütüyle buluşturulmasıdır.” dedi.

Bebek ememese dahi doğumdan sonraki ilk saatlerde anneye süt sağmanın öğretildiğini aktaran Buran, sağılan sütün uygun koşullarda saklandığını ve bebeğin durumuna göre ağızdan mideye uzanan ince bir beslenme sondasıyla ya da emmeye hazır olduğunda doğrudan anne memesinden verildiğini açıkladı.

Emme refleksi henüz gelişmemiş bebeklerde çok küçük miktarlardaki anne sütünün dahi önem taşıdığını belirten Buran, “Refleks olmasa bile bebeğin ağız mukozasına anne sütünün 0.1 cc gibi çok küçük bir miktarı damlatılarak, bebeğin bağışıklığının güçlenmesine katkıda bulunuluyor.” ifadelerini kullandı.

“PREMATÜRE DOĞUMA ÖZEL BİR SÜT ÜRETİMİ OLUYOR”

Erken doğum sonrasında anne sütünün içeriğinde biyolojik değişiklikler meydana geldiğine dikkat çeken Buran, “Prematüre doğum yapan annelerin sütü, ilk haftalarda zamanında doğum yapan annelerin sütünden farklı özellikler taşıyor. Bebeğin erken geldiğini fark etmişçesine daha yüksek protein, bazı mineraller, bağışıklık güçlendiriciler ve koruyucu antikorlar içeriyor. Bebeğin daha hızlı büyümesini sağlayacak, tamamen ona özel bir süt üretimi oluyor.” diye konuştu.

Türkiye’de anne sütü transferinin kullanılmadığını ve anne sütünün her bebeğe özel olduğunu belirten Buran, bu nedenle prematüre bebeklerde annenin kendi sütünün mümkün olduğunca erken dönemde kullanılmasının önem taşıdığını kaydetti.

“İLK GÜNLERDE ÇIKAN BİRKAÇ DAMLA BİLE ÇOK KIYMETLİ”

Prematüre bebeğe sahip ailelerin yaşayabileceği stres ve kaygının süt sağma sürecini etkileyebileceğini belirten Buran, “Yoğun stres süt üretimini tamamen durdurmasa da özellikle sütün memeden boşalmasını sağlayan refleksi zorlaştırabilir. Aileyi kaygılandırmamak gerekir ancak stres sütü belirgin oranda azaltabilir. Burada aileyi rahatlatmak önemlidir; ilk günlerde çıkan birkaç damla bile çok kıymetlidir ve süt üretimi çoğu zaman düzenli sağım ile devamlılık gerektirir.” dedi.

ANNE SÜTÜ YETERSİZ KALIRSA ÖZEL MAMALAR KULLANILABİLİYOR

Anne sütünün yetersiz kaldığı durumlarda mevcut sütün verilmeye devam edildiğini belirten Buran, alternatif beslenme yöntemleri hakkında da bilgi verdi.

Buran, “Tercihimiz her zaman annenin kendi sütüdür. Anne sütü yetersiz olduğunda mevcut miktarı vermeye devam ediyoruz. Türkiye'de kullanılmasa da yurt dışında donör anne sütleri tercih edilebiliyor. Bunların bulunmadığı durumlarda ise bu alanda geliştirilmiş özel mamalar mevcuttur.” açıklamasında bulundu.

Bu özel mamaların anne sütünün yerini tamamen tutmadığını vurgulayan Buran, ürünlerin protein, karbonhidrat, yağ, immünoglobulinler ve vitaminler açısından anne sütünü taklit etmeye ve bebeğin beslenme ihtiyacını karşılamaya yönelik kullanıldığını ifade etti.

“SADECE KİLOSUNA BAKARAK KARAR VERMİYORUZ”

Prematüre bebeğin doğrudan anne memesinden veya ağız yoluyla beslenmeye başlamasında yalnızca kilo kriterinin esas alınmadığını belirten Buran, bebeğin solunumunun stabil olması ve genel durumunun iyi olması gerektiğini söyledi.

Buran, “Bebeği ağızdan beslemeye sadece kilosuna bakarak karar vermiyoruz; solunumunun stabil ve genel durumunun iyi olması gerekir. Bizim için düşünmeden yaptığımız yemek yerken nefes alma işlevi, bebek için emme, yutma ve nefes alma koordinasyonunu sağlamayı gerektirir ve bu ciddi bir çaba ile zaman ister.” dedi.

Bu becerinin prematüre bebeklerde çoğunlukla 32, 34 veya 35’inci haftalarda gelişmeye başladığını aktaran Buran, “Bu nedenle 35’inci haftadan önce ve 2000 gramın altındaki bebeklerde genelde emme refleksi tam olarak bulunmaz; ancak istisnai durumlar da olabilir.” ifadelerini kullandı.

Bebeğin emmeye hazır hale gelmesini desteklemek amacıyla erken dönemde anne memesine temas, kısa emme denemeleri ve kanguru bakımının uygulanabildiğini belirten Buran, “Bebek henüz bu haftalara ve kiloya gelmeden önce anne memesine temas etmesi için kısa denemeler, kanguru bakımları ve küçük buluşturmalar yapıp sonrasında bebeği emmeye hazır hale getiriliyor.” diye konuştu.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI