Medicana Psikiyatri Uzmanı Dr. Müge Yaşar: “Sosyal izolasyon yaşlılarda demans riskini yüzde 50 artırıyor”

Türkiye’de tek başına yaşayan yaşlıların yüzde 14,3’ünün aynı ilde ikamet eden çocuğunun bulunmaması, sosyal izolasyonun sağlık üzerindeki etkilerini gündeme taşıdı. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, kronik yalnızlığın demans, depresyon, kalp hastalıkları ve erken ölüm riskleriyle ilişkisine dikkat çekerek ailelere önemli uyarılarda bulundu.

Ekim 26, 2026 - 13:57
Medicana Psikiyatri Uzmanı Dr. Müge Yaşar: “Sosyal izolasyon yaşlılarda demans riskini yüzde 50 artırıyor”

Türkiye’de yaşlı nüfusun demografik yapısı değişirken, tek başına yaşayan bireylerin karşı karşıya kaldığı ruhsal ve fiziksel sağlık riskleri önem kazanıyor. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre, yalnız yaşayan yaşlıların yüzde 14,3’ünün aynı ilde ikamet eden çocuğu bulunmuyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, aile desteğinin uzakta kalmasının kronik hastalık yönetimini, bilişsel sağlığın takibini ve psikiyatrik sorunların erken tespitini güçleştirebileceğini belirtti.

Yaşlı bireylerin evlerinde tek başına bulunmasının yalnızca barınma veya günlük ihtiyaçların karşılanmasıyla ilgili olmadığını vurgulayan Yaşar, özellikle evde ikinci bir gözlemcinin bulunmamasının unutkanlık, davranış değişiklikleri ve ruhsal sorunların fark edilmesini geciktirebildiğini ifade etti.

“Tek Başına Yaşayan Her Yaşlı Psikiyatrik Risk Grubunda Değildir”

Yalnızlık ile sosyal izolasyonun birbirinden farklı kavramlar olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, fiziksel olarak tek başına yaşamanın her zaman ruhsal sağlık sorunu anlamına gelmediğini belirtti.

Yaşar, “Fiziksel olarak tek başına yaşamak ile subjektif bir his olan yalnızlık veya objektif bir durum olan sosyal izolasyon birbirinden farklı kavramlardır. Tek başına yaşayan her yaşlı birey psikiyatrik açıdan mutlak risk grubunda değildir; eğer bireyin güçlü bir sosyal ağı, zihinsel uğraşları ve fiziksel aktivitesi varsa sağlığını koruyabilir. Ancak eş kaybı, emeklilik ve hastalıkların birikimiyle sosyal çevrenin daralması, durumu sosyal izolasyona çevirdiğinde tıbbi bir kriz başlar.” dedi.

“Sosyal İzolasyon Erken Ölüm Riskini Yüzde 35 Artırıyor”

Sosyal bağlantı eksikliğinin yalnızca psikolojik değil, fiziksel sağlık açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu kaydeden Yaşar, uluslararası araştırmalarda ortaya konulan risk oranlarına dikkat çekti.

Yaşar, “ABD’de rapora göre; sosyal bağlantı eksikliği ve kronik izolasyon, günde 15 adet sigara içmekle eşdeğer düzeyde erken ölüm riski taşımaktadır. Sosyal izolasyon sadece ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da doğrudan tehdit eder. 2025 yılında Aging Clinical and Experimental Research dergisinde yayımlanan, 86 farklı çalışmayı kapsayan kapsamlı bir meta-analiz, sosyal izolasyonun tüm nedenlere bağlı ölüm riskini yüzde 35 oranında artırdığını net bir şekilde kanıtlamıştır.” ifadelerini kullandı.

Sosyal izolasyonun kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Yaşar, “Bununla birlikte tıbbi literatür, sosyal bağlantı eksikliğinin kalp hastalığı riskini yüzde 29, inme riskini ise yüzde 32 artırdığını göstermektedir.” açıklamasında bulundu.

“Yalnızlık Kronik Hastalıkların Kontrolden Çıkmasına Zemin Hazırlıyor”

Sosyal izolasyonun günlük yaşam becerilerini ve kişisel bakım alışkanlıklarını da olumsuz etkileyebildiğini belirten Yaşar, yaşlı bireylerin ilaç kullanımı, beslenme düzeni ve hijyen alışkanlıklarının yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Yaşar, “Ayrıca izolasyondaki bireylerde günlük yaşam aktivitelerinde gerileme görülür. Yalnızlık ve izolasyon; kişinin ilaçlarını düzenli kullanmasını, dengeli beslenmesini ve kişisel hijyenini sürdürmesini doğrudan bozar. Özbakımda yaşanan bu düşüş, kronik hastalıkların kontrolden çıkmasına zemin hazırlar.” diye konuştu.

“Sosyal İzolasyon Demans Gelişme Riskini Yaklaşık Yüzde 50 Artırıyor”

Sosyal etkileşimin beyin sağlığının korunmasında önemli bir rol oynadığını belirten Yaşar, uzun süreli yalnızlık ve sosyal izolasyonun bilişsel gerilemeyle ilişkili olduğunu söyledi.

Yaşar, “Sosyal izolasyon, beyindeki nöral ağların yeterince uyarılmamasına neden olur. Güncel araştırmalar, kronik yalnızlık ve sosyal izolasyonun yaşlı bireylerde demans gelişme riskini yaklaşık yüzde 50 oranında artırdığını ortaya koymuştur. Tek başına yaşayan yaşlılarda unutkanlık ve bilişsel gerilemenin fark edilmesi, evde ikinci bir gözlemci olmadığı için ciddi oranda gecikir.” dedi.

Yaşlı bireylerde görülen unutkanlığın her zaman demans kaynaklı olmayabileceğini ifade eden Yaşar, depresyonun da benzer bilişsel belirtilere yol açabileceğini kaydetti.

“Depresyon Yalancı Demans Tablosuna Neden Olabilir”

Depresyon ile organik demans arasındaki ayrımın uzman değerlendirmesi gerektirdiğini belirten Yaşar, “Burada psikiyatrik açıdan önemli bir ayrım vardır: Şiddetli depresyon yaşlılarda zihinsel yavaşlama ve bellek sorunlarına neden olarak 'Pseudodemans' (Yalancı Demans) tablosu yaratabilir. Depresif hasta genellikle unutkanlığından muzdariptir ve bunu dile getirir; organik demansı olan birey ise sıklıkla durumun farkında değildir ve inkar etme eğilimindedir. Bu ayrımın yapılması ancak uzman bir psikiyatrik muayene ile mümkündür.” ifadelerini kullandı.

“Sürekli Yorgunluk ve Vücut Ağrıları Depresyon Belirtisi Olabilir”

İleri yaşta depresyonun genç ve orta yaş gruplarından farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Yaşar, özellikle bedensel yakınmaların yaşlılığın doğal bir sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Yaşar, “Yaşlılık depresyonu, genç veya orta yaş grubundakinden çok daha farklı bir klinik tablo çizer. Çoğu zaman hastalar çökkünlük veya ağlama hissiyle değil; açıklanamayan somatik (bedensel) yakınmalarla başvurur. Sürekli yorgunluk, inatçı uyku bozuklukları, iştahsızlık, isteksizlik ve bitmek bilmeyen vücut ağrıları, yaşlılıkta maskelenmiş depresyonun en sık karşılaştığımız belirtileridir. Bu semptomlar genellikle yaşlılığın doğal bir sonucu olarak görülüp gözden kaçırılmaktadır.” uyarısında bulundu.

“Uzaktan Takip Şart Ancak Aşırı Kontrolcülükten Kaçınılmalı”

Çocukları farklı şehirlerde yaşayan yaşlı bireylerin aileleri tarafından düzenli olarak takip edilmesinin önemine değinen Yaşar, bu süreçte bireyin bağımsızlığının korunması gerektiğini vurguladı.

Yaşar, “Çocukları başka şehirde yaşayan yüzde 14,3'lük kesim için uzaktan takip şarttır. Ailelerin sık telefon etmesi destekleyici olsa da, yaşlı bireyin bağımsızlığını zedeleyecek aşırı kontrolcülükten kaçınılmalıdır. Sağlıklı olan yaklaşım; komşuluk ilişkilerini, arkadaş çevresini, düzenli yürüyüşleri ve yerel hobi gruplarını teşvik etmektir.” dedi.

“Telefonlara Geç Dönmek ve Sosyal Hayattan Uzaklaşmak Uyarı İşareti Olabilir”

Yaşlı bireylerin günlük davranışlarındaki değişikliklerin aileler tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Yaşar, sosyal ilişkilerden uzaklaşmanın ve kişisel bakımın ihmal edilmesinin ruhsal sorunlara işaret edebileceğini ifade etti.

Yaşar, “Uzaktan iletişimde eskiden aktif olan kişinin telefonlara geç dönmesi, dışarı çıkmayı reddetmesi, konuşmaları kısa kesmesi, ses tonunda donukluk veya kişisel hijyenin ihmal edilmesi önemli kırmızı çizgilerdir.” açıklamasında bulundu.

Bazı psikiyatrik belirtilerin acil uzman değerlendirmesi gerektirdiğine dikkat çeken Yaşar, “Eğer bu belirtilere şüphecilik, halüsinasyonlar veya yaşamak istemediğini belirten cümleler ekleniyorsa, bu tablolar vakit kaybetmeden bir psikiatri uzmanına başvurulması gereken acil durumlardır.” ifadelerini kullandı.

Yaşlı bireylerin sosyal yaşamdan kopmamasının önemini vurgulayan Yaşar, ailelerin düzenli iletişim kurmasının yanı sıra komşuluk ilişkilerini, arkadaş buluşmalarını, fiziksel aktiviteleri ve sosyal etkinliklere katılımı desteklemesi gerektiğini belirtti.