Medicana Nefroloji Uzmanı Dr. Sinan Erten: “Amaç böbreğin yükünü azaltırken kas kaybını önlemektir”

Medicana International İzmir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Sinan Erten, kronik böbrek hastalarında bilinçsiz protein kısıtlamasının kas kaybı, güçsüzlük ve yetersiz beslenmeye yol açabileceğini belirtti. Düşük proteinli diyetlerin her hastaya uygun olmadığını vurgulayan Erten, diyaliz öncesi ve sonrasında protein ihtiyacının değiştiğine dikkat çekerek beslenme planlarının uzman kontrolünde hazırlanması gerektiğini açıkladı.

Kasım 2, 2026 - 08:47
Medicana Nefroloji Uzmanı Dr. Sinan Erten: “Amaç böbreğin yükünü azaltırken kas kaybını önlemektir”

Kronik böbrek hastalığında böbreklerin yükünü hafifletmek amacıyla uygulanan düşük proteinli diyetlerin, bilinçsiz ve kontrolsüz şekilde sürdürülmesi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Sinan Erten, protein tüketiminin gereğinden fazla azaltılmasının kas kaybı, güçsüzlük ve protein-enerji malnütrisyonu riskini artırabileceğini belirterek hastaların beslenme programlarının klinik durumlarına göre düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.

Böbreklerin süzme kapasitesinin azalmasıyla vücutta biriken üre ve azotlu atıkların azaltılmasında protein kontrolünün önemli olduğunu ifade eden Erten, bilimsel çalışmaların çok düşük proteinli diyetlerin her hastada aynı yararı sağlamadığını ortaya koyduğunu kaydetti.

“Protein ne kadar azsa o kadar iyi değildir”

Protein kısıtlamasında temel hedefin böbrek fonksiyonlarını korurken vücudun kas ve protein dengesini sürdürmek olduğunu belirten Uzm. Dr. Sinan Erten, şu ifadeleri kullandı:

“Diyalize girmeyen kronik böbrek hastasında aşırı proteini azaltmak faydalıdır; ancak protein ne kadar azsa o kadar iyi değildir. Amaç böbreğin yükünü azaltırken kas kaybını önlemektir.”

Protein tüketiminin azaltılmasının nedenlerini açıklayan Erten, böbrek fonksiyonları azaldığında protein metabolizması sonucunda oluşan atıkların vücutta birikebildiğine dikkat çekti.

“Diyaliz alan ve almayan hastaların protein ihtiyacı farklıdır”

Hastaların günlük protein gereksinimlerinin böbrek hastalığının evresine ve uygulanan tedaviye göre değiştiğini belirten Erten, şunları söyledi:

“Protein yıkımıyla oluşan üre ve diğer azotlu atıklar, böbrek işlevi azaldığında birikir. Yüksek protein alımı glomerül içi basıncı ve hiperfiltrasyonu artırarak kalan nefronları zorlayabilir. Protein miktarını ve kaynaklarını düzenlemek, asit ve fosfor yükünün azaltılmasına da yardımcı olabilir.”

Protein miktarının hastanın tedavi durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Erten, günlük tüketim hedeflerini şöyle açıkladı:

“Günlük tüketilmesi gereken miktar açısından baktığımızda ise diyaliz almayan, stabil evre 3–5 kronik böbrek hastasında hedef genellikle 0,8 g/kg seviyesindedir. Seçilmiş, beslenmesi iyi ve yakın izlenen hastada 0,55–0,60 g/kg düşünülebilir. Hemodiyaliz veya periton diyalizi alan hastada ise bu oran genellikle 1,0–1,2 g/kg düzeyinde tutulmalıdır.”

“Yetersiz kalori alımı kas ve vücut proteinlerinin kaybına yol açabilir”

Düşük proteinli beslenmenin özellikle yetersiz kalori tüketimiyle birleştiğinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Erten, kas kaybı ve yetersiz beslenme riskine dikkat çekti.

“Kronik böbrek yetmezliği olan bir hastada düşük proteinli diyetin en önemli potansiyel zararı, özellikle yeterli kalori alınmıyorsa, kas ve vücut proteinlerinin kaybına yol açabilmesidir. Bunun sonucunda güçsüzlük, kırılganlık ve protein-enerji malnütrisyonu gelişebilir.”

Her düşük proteinli diyetin zararlı olmadığını da ifade eden Erten, uygun hastalarda kontrollü beslenme programlarının böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak amacıyla uygulanabileceğini bildirdi.

“Ancak düşük proteinli diyet her hastada zararlı değildir. Diyalize girmeyen, beslenme durumu iyi ve metabolik olarak stabil seçilmiş hastalarda, yeterli enerjiyle ve yakın takiple uygulandığında böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak amacıyla kullanılabilir. Risk; kısıtlamanın derecesine, hastanın başlangıçtaki beslenme durumuna ve eşlik eden hastalıklara bağlıdır.”

“Protein eksikliği yürüme güçlüğü ve düşme riskini artırabilir”

Vücudun ihtiyaç duyduğu proteini yeterli miktarda alamaması durumunda kas dokusundaki proteinlerin kullanılmaya başlanabileceğini belirten Erten, uzun süreli yetersiz beslenmenin sarkopeni olarak tanımlanan kas kaybına neden olabileceğini ifade etti.

Bu durumun özellikle ileri yaştaki böbrek hastalarında yürüme güçlüğü, düşme riskinde artış ve günlük yaşam aktivitelerinde azalmayla kendini gösterebileceğini kaydeden Erten, şöyle konuştu:

“Özellikle diyetle alınan kalori de yetersizse istemsiz kilo kaybı, yağ ve kas dokusunda azalma gelişebilir; kronik böbrek yetmezliğine bağlı iştahsızlık ve inflamasyon bu riski daha da artırabilir. Yetersiz beslenme varlığında yara iyileşmesi gecikebilir ve enfeksiyonlarla mücadele zorlaşabilir.”

Bu sağlık sorunlarının yalnızca protein kısıtlamasından kaynaklandığının her zaman söylenemeyeceğini belirten Erten, böbrek yetmezliğine bağlı metabolik değişikliklerin ve eşlik eden hastalıkların da etkili olduğunu vurguladı.

“Bunların her birinin doğrudan diyetin kendisinden kaynaklandığını söylemek ise her zaman mümkün değildir; üremi, inflamasyon ve eşlik eden hastalıklar da rol oynar.”

“Birden fazla besin grubunun kısıtlanması yaşam kalitesini etkileyebilir”

Protein kısıtlamasının diğer besin gruplarının da gereksiz şekilde azaltılmasıyla birleşmesinin beslenme yetersizliklerini artırabileceğini açıklayan Erten, hastaların yalnızca protein miktarına değil, toplam enerji ve besin çeşitliliğine de dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

“Ayrıca gereğinden fazla veya birden fazla besin grubunu içeren kısıtlamalar, yetersiz kalori ve bazı vitamin-minerallerin eksik alınmasına yol açarak besin çeşitliliğini, yaşam kalitesini ve diyete uyumu güçleştirebilir.”

“Diyaliz başladıktan sonra protein kısıtlamasını sürdürmek risklidir”

Diyaliz tedavisine başlayan hastaların beslenme gereksinimlerinin değiştiğini ifade eden Erten, diyaliz sırasında meydana gelen protein ve amino asit kayıplarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.

“Diğer yandan hemodiyaliz ve periton diyalizi sırasında amino asit veya protein kayıpları oluşabilir. Bu nedenle diyaliz öncesindeki protein kısıtlamasını diyaliz başladıktan sonra sürdürmek, beslenme kaybı riskini ciddi oranda artıracaktır.”

“Her böbrek hastası düşük proteinli diyet için uygun değildir”

Özellikle ileri yaştaki, kas kaybı bulunan, istemsiz kilo veren veya aktif enfeksiyon geçiren hastalarda sıkı protein kısıtlamasının uygun olmayabileceğini vurgulayan Erten, beslenme planlarının bireysel riskler değerlendirilerek oluşturulması gerektiğini bildirdi.

“Özellikle istem dışı kilo kaybı, iştahsızlık, sarkopeni veya kırılganlığı olan yaşlılarda; aktif enfeksiyon, belirgin inflamasyon, akut hastalık ya da başka bir katabolik durum yaşayanlarda sıkı protein kısıtlaması uygun olmayabilir.”

Metabolik açıdan stabil olmayan hastalarda düşük proteinli diyetlerden kaçınılması gerektiğini belirten Erten, yaşlılar ve çocuklar açısından farklı yaklaşımların önem taşıdığını ifade etti.

“Metabolik olarak stabil olmayan kronik böbrek yetmezliği hastalarında düşük veya çok düşük proteinli diyet verilmemesini; kırılganlık veya sarkopenisi olan yaşlılarda ise daha yüksek protein ve kalori hedeflerinin değerlendirilmesini öneririm. Çocuklarda ise büyüme riski nedeniyle protein kısıtlamasından tamamen kaçınılır.”

“Çok düşük proteinli diyetlerde ölüm oranının arttığını gösteren çalışmalar var”

Protein kısıtlamasının böbrek hastalığının ilerlemesini yavaşlatmadaki etkisinin her hasta için kesin olmadığını belirten Erten, özellikle çok düşük proteinli diyetlerde bilimsel verilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Düşük proteinli diyet üre yükünü ve üremik yakınmaları azaltabilir; ancak 0,8’den 0,6 g/kg’a inmenin her hastada böbrek kaybını yavaşlattığı kesin değildir.”

İleri evre böbrek hastalarında özel desteklerle uygulanan çok düşük proteinli diyetlerin bazı koşullarda diyaliz ihtiyacını geciktirebileceğini aktaran Erten, bu uygulamaların uzman gözetimi dışında yapılmaması gerektiğini vurguladı.

“Seçilmiş ileri evre hastalarda, ketoasit/esansiyel aminoasit destekli çok düşük proteinli diyet diyaliz gereksinimini geciktirebilir; bu yaklaşım nefrolog ve böbrek hastalıkları konusunda deneyimli diyetisyen gözetimi gerektirir. Unutulmamalıdır ki düşük proteinli diyetle (0,6 gr/kg altında) beslenen hastalarda mortalitenin arttığını gösteren çalışmalar mevcuttur.”