Medicana İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Seray Çırkın Korgan: “Küçük hareketler sağlığınız için önemli farklar yaratabilir”

Medicana International İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Seray Çırkın Korgan, masa başında uzun süre hareketsiz kalmanın reflü, gastrit ve karaciğer yağlanmasıyla ilişkili riskleri artırabileceğini belirterek hızlı yemek, yanlış oturma pozisyonu ve yoğun iş stresinin sindirim sistemi üzerindeki etkilerine dikkati çekti. Korgan, gün içine yayılan kısa yürüyüşler ve doğru beslenme alışkanlıklarının önemini anlattı.

Eylül 8, 2026 - 10:06
Medicana İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Seray Çırkın Korgan: “Küçük hareketler sağlığınız için önemli farklar yaratabilir”

İZMİR – Gelişen teknoloji ve değişen iş koşullarıyla yaygınlaşan masa başı çalışma düzeni, hareketsizlik, hızlı yemek yeme, yanlış oturma pozisyonu ve yoğun iş stresiyle birleştiğinde sindirim sistemi ve metabolizma üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Seray Çırkın Korgan, beyaz yakalı çalışanlarda reflü, gastrit ve karaciğer yağlanması gibi sağlık sorunlarının görülebildiğini belirtti.

“Ortak yaşam tarzı koşulları birkaç mekanizmayı aynı anda tetikleyebilir”

Reflü, gastrit ve karaciğer yağlanmasının birbirini doğrudan tetikleyen tek bir hastalık zincirinin parçaları olmadığını vurgulayan Korgan, ortak yaşam tarzı risklerinin farklı organlarda farklı sorunlara neden olabileceğini kaydetti.

Korgan, “Reflüde temel mekanizma mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması iken, gastritte mide mukozasında iltihabi bir süreç söz konusudur. Karaciğer yağlanmasında ise insülin direnci ve enerji fazlalığı sonucunda karaciğer hücrelerinde yağ birikimi meydana gelir. Dolayısıyla bu üç hastalığın mekanizmaları farklıdır.” ifadelerini kullandı.

Masa başı yaşam, düzensiz beslenme, fazla kilo, stres ve hareketsizlik gibi faktörlere işaret eden Korgan, “Bu ortak yaşam tarzı koşulları bu mekanizmaların birkaçını aynı anda tetikleyebilir. Kısacası, bunları birbirinin doğrudan sebebi olarak değil, ortak yaşam tarzı ve metabolik risklerin farklı organlarda ortaya çıkardığı sorunlar olarak değerlendirmek daha doğru olur.” dedi.

Öne doğru eğilerek çalışmak reflü şikayetlerini artırabilir

Bilgisayar başında uzun süre öne doğru eğilerek çalışmanın karın içi basıncı artırabileceğini belirten Korgan, özellikle mide doluyken karın bölgesinin sıkışmasının mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırabileceğini bildirdi.

Korgan, “Masa başında öne doğru eğilerek ve karın bölgesini sıkıştırarak oturmak, karın içi basıncı artırabilir. Mide doluyken oluşan bu mekanik basınç, mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırabilir.” açıklamasında bulundu.

Çalışma temposunun yemek yeme alışkanlıklarını da etkilediğini aktaran Korgan, öğle yemeğinin hızlı tüketilmesinin yeterli çiğnemeyi engelleyebildiğine dikkati çekti.

Korgan, “Öğle yemeği çok hızlı tüketildiğinde yeterince çiğneme yapılmaz. Bu da gıdaların sindirim enzimleri ile temasını azaltarak sindirimi güçleştiriyor. Hızlı yemek yemek, mide duvarının gerilmesine ve şişkinlik, hazımsızlık ile reflü şikayetlerinin artmasına neden olabilir.” diye konuştu.

Yemek sonrasında 10-15 dakikalık yürüyüş önerisi

Yemekten hemen sonra yeniden öne eğilerek bilgisayar başında çalışmak yerine dik pozisyonda kalınmasını öneren Korgan, kısa süreli fiziksel aktivitenin sindirim sisteminin doğal hareketlerine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Korgan, “Yemek yedikten hemen sonra öne eğilerek çalışmak yerine dik pozisyonda kalmak ve yemek sonrasında 10-15 dakikalık hafif tempolu yürüyüşler yapmak sindirim sisteminin doğal hareketlerini destekler.” dedi.

Yoğun iş temposu ve sürekli e-posta takibinin oluşturduğu stresin de sindirim sistemi üzerinde etkili olabileceğini kaydeden Korgan, “Yoğun iş temposu ve mail stresi sempatik sinir sistemini aktif hale getirebilir. Bu durum mide-bağırsak hareketlerini ve kan akımını etkileyerek mide ağrısı, yanma ve hazımsızlık gibi şikayetleri belirginleştirebilir.” ifadelerini kullandı.

“Kilolu olmamak her zaman metabolik olarak sağlıklı olmak anlamına gelmez”

Baskülde görülen kilonun normal sınırlar içerisinde olmasının metabolik açıdan tamamen sağlıklı olunduğunu göstermediğine dikkati çeken Korgan, uzun süreli hareketsizliğin kilo artışı görülmeden de karaciğer yağlanması ve insülin direnci açısından risk oluşturabileceğini belirtti.

Korgan, “Masa başında uzun saatler hareketsiz kalmak, kasların glukoz ve yağ metabolizmasındaki rolünü azaltabilir. Buna düzensiz beslenme ve fazla kalori alımı eklendiğinde kişi kilo almadan da insülin direnci geliştirebilir. Bu durumda karaciğere ulaşan yağ asitleri artar ve karaciğer hücrelerinde yağ birikmeye başlayabilir.” açıklamasını yaptı.

Risk değerlendirmesinde yalnızca vücut ağırlığının dikkate alınmaması gerektiğini vurgulayan Korgan, “Yalnızca kiloya değil; bel çevresine, organ çevresi yağlanmaya, kas kütlesine, insülin duyarlılığına ve fiziksel aktivite düzeyine bakmak gerekir. Her saat başı ayağa kalkmak, kısa yürüyüşler yapmak ve hareket etmek insülin duyarlılığını artırarak karaciğer sağlığını ve metabolizmayı destekler.” dedi.

Tekrarlayan belirtilerde tıbbi değerlendirme uyarısı

Korgan, geçmeyen veya tekrarlayan mide yanması, şiddetli karın ağrısı, yutma güçlüğü, açıklanamayan kilo kaybı ya da dışkıda kan görülmesi durumunda tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini bildirdi.

Masa başında çalışmanın modern yaşamın yaygın bir parçası haline geldiğini ancak hareketsizlik ve kronik stresin çalışma düzeninin değişmez unsurları olarak kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayan Korgan, “Masa başında çalışmak modern yaşamın bir parçası olabilir fakat hareketsizlik ve kronik stres bu yaşam biçiminin bir parçası olmamalı. Gün içine serpiştirilecek küçük hareketler sağlığınız için önemli farklar yaratabilir.” mesajını verdi.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI