Medicana Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuran Katgı: “Ne içtiğimiz kadar, ne soluduğumuz da önemli”

Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuran Katgı, hava kirliliğinin sigara kullanmayan kişilerde de önemli akciğer hastalıklarıyla ilişkili olabileceğini belirterek özellikle büyük şehirlerde uzun süreli çevresel kirletici maruziyetine dikkat çekti. Katgı, hava kalitesinin hava durumu gibi düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Eylül 6, 2026 - 11:59
Medicana Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuran Katgı: “Ne içtiğimiz kadar, ne soluduğumuz da önemli”


Yoğun trafik, sanayi kaynaklı kirleticiler, ısınmada kullanılan yakıtlar ve çevresel partiküller, özellikle büyük şehirlerde yaşayan kişilerin uzun süre hava kirliliğine maruz kalmasına neden olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuran Katgı, sigara kullanmayan kişilerde de önemli akciğer hastalıklarının görülebildiğine işaret ederek çevresel risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Katgı, “Özellikle büyük şehirlerde yıllar boyunca fark edilmeden devam eden çevresel etki söz konusu. Ne içtiğimiz kadar, ne soluduğumuz da önemli.” dedi.

“Sigarasız yaşam çok önemli ancak tek belirleyici değil”

Sigaranın akciğer hastalıkları açısından en önemli önlenebilir risk faktörlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirten Katgı, astım, kronik hava yolu hastalıkları, interstisyel akciğer hastalıkları ve akciğer kanserinin hiç sigara kullanmamış kişilerde de görülebildiğini kaydetti.

Bu nedenle hastaların yalnızca sigara kullanımı açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Katgı, “Ancak klinik pratikte hiç sigara kullanmamış kişilerde de göğüs hastalıklarıyla karşılaşabiliyoruz. Bu hastalarda sigara dışındaki risk faktörleri sorgulandığında hava kirliliği, mesleki maruziyetler, ev içi kirleticiler, kullanılan yakıtlar, radon, genetik yatkınlık ve geçirilmiş bazı solunum yolu hastalıkları gibi pek çok etken karşımıza çıkabiliyor.” diye konuştu.

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan kişilerin farkında olmadan yıllarca düşük dozda ancak sürekli çevresel kirleticilere maruz kalabildiğini ifade eden Katgı, akciğer sağlığının değerlendirilmesinde kişinin yaşadığı ve çalıştığı çevrenin de sorgulanması gerektiğini söyledi.

Katgı, “Bu nedenle artık akciğer sağlığını değerlendirirken yalnızca ‘Sigara içiyor musunuz?’ sorusunu sormak yeterli değil. ‘Nasıl bir çevrede yaşıyorsunuz, hangi havayı soluyorsunuz, işiniz nedir ve gün içinde ne tür kirleticilere maruz kalıyorsunuz?’ soruları da önem kazanıyor. Sigarasız yaşam çok önemli bir koruma sağlıyor ancak akciğer sağlığının tek belirleyicisi değil.” ifadelerini kullandı.

PM2.5 akciğerin uç noktalarına kadar ulaşabiliyor

Hava kirliliğinde öne çıkan kirleticilerden PM2.5'in, küçük boyutları nedeniyle solunum sisteminin doğal filtreleme mekanizmalarını aşabildiğine dikkati çeken Katgı, uzun süreli maruziyetin hava yolları ve akciğer dokusunda çeşitli değişikliklere yol açabileceğini belirtti.

Katgı, “Maruziyet devam ettiğinde inflamatuvar yanıt da sürebiliyor. Hava yollarında hiperreaktivite, epitel hasarı ve akciğer dokusunda kronik inflamatuvar değişiklikler ortaya çıkabiliyor. Üstelik mesele yalnızca akciğerle sınırlı değil. Çok küçük partiküllerin oluşturduğu inflamasyon sistemik dolaşımı da etkileyebiliyor. Bu nedenle PM2.5 maruziyeti yalnızca solunum sistemi hastalıkları açısından değil, kardiyovasküler hastalıklar açısından da önem taşıyor.” dedi.

Uzayan sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınlarının da ince partikül maruziyetini artırabildiğini belirten Katgı, hava kirliliğinin geniş bir nüfusu çoğu zaman kişilerin kontrolü dışında etkileyebildiğini kaydetti.

“Yaşadığı şehrin havasını solumamayı seçemez”

Bireysel olarak sigaradan veya sigara dumanından uzak durmanın mümkün olduğunu ancak hava kirliliğinin farklı bir toplumsal boyut taşıdığını vurgulayan Katgı, “Bir insan sigara içmemeyi seçebilir, sigara içilen bir ortamdan uzaklaşabilir ancak yaşadığı şehrin havasını solumamayı seçemez. Bu nedenle bireysel düzeyde sigara daha yoğun bir toksik maruziyet oluştururken, hava kirliliği toplum düzeyinde çok geniş bir sağlık yükü yaratabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Katgı, özellikle yoğun trafik bulunan caddelerde yaşayanların, uzun süre trafikte kalanların, açık havada çalışanların ve egzoz emisyonlarına mesleki olarak maruz kalanların toplam maruziyetinin daha yüksek olabileceğini bildirdi.

Hava kalitesi de düzenli takip edilmeli

Hava kirliliğine bağlı etkilerin başlangıçta spesifik belirtiler göstermeyebileceğini aktaran Katgı; boğazda yanma veya irritasyon, kuru öksürük, gözlerde yanma, burun yakınmaları, göğüste sıkışma hissi, hırıltı ve efor sırasında ortaya çıkan nefes darlığının ilk belirtiler arasında bulunabileceğini söyledi.

Hava kalitesinin günlük yaşamda düzenli takip edilmesini öneren Katgı, “Hava durumuna bakar gibi hava kalitesine de bakmak, alışkanlık haline getirilmeli. Hava kalitesinin kötü olduğu günlerde özellikle açık havada uzun süreli ve yoğun egzersizi sınırlamak yararlı olabilir. Yoğun trafik bulunan bir ana caddenin kenarında koşmak yerine araç trafiğinden uzak bir parkta veya daha sakin bir güzergâhta yürümek maruziyeti azaltabilir.” dedi.

“Ev içi hava kalitesi göz ardı edilmemeli”

Dış ortam kadar ev içindeki hava kalitesinin de önemli olduğunu vurgulayan Katgı, “Sigara içmek, katı yakıtlar, yoğun duman oluşturan yanma kaynakları ve yetersiz havalandırma iç ortam partikül yükünü artırabilir.” açıklamasında bulundu.

Hava kirliliğinin yalnızca bireysel önlemlerle çözülebilecek bir sağlık problemi olmadığını belirten Katgı, temiz enerji kullanımı, trafik ve emisyonların azaltılması, toplu taşımanın geliştirilmesi, şehir planlaması ve hava kalitesinin düzenli izlenmesinin toplumsal düzeyde belirleyici adımlar olduğunu ifade etti.

Katgı, “Akciğer sağlığını korumak için yıllardır ‘sigara içmeyin’ diyoruz. Buna artık bir cümle daha eklememiz gerekiyor: Ne içtiğimiz kadar, ne soluduğumuz da önemli.” sözleriyle hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerine dikkati çekti.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI