Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: “Mavi Vatan’da, dünyanın en eski batığının izlerini gün yüzüne çıkarıyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’nın Kekova Adası yakınlarında yürütülen su altı kazılarında yaklaşık 4.400–4.700 yıllık amforaların gün yüzüne çıkarıldığını açıkladı. Dünyanın en eski batığına ait olduğu değerlendirilen buluntuların Doğu Akdeniz’deki ticaret ağlarına ve denizcilerin günlük yaşamına ışık tuttuğunu belirten Ersoy, Anadolu’nun su altı kültürel mirasını koruma çalışmalarının sürdüğünü vurguladı. Kazılarda ortaya çıkan amforaların üretim yerleri, ticaret güzergâhları ve üzerlerindeki işaretlere ilişkin bilimsel bulgular dikkat çekti.

Ekim 14, 2026 - 08:51
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: “Mavi Vatan’da, dünyanın en eski batığının izlerini gün yüzüne çıkarıyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’nın Kekova Adası yakınlarında yürütülen su altı arkeolojik kazılarında, yaklaşık 4.400–4.700 yıllık amforaların ortaya çıkarıldığını duyurdu. Erken Tunç Çağı’na tarihlendirilen ve dünyanın en eski batığına ait olduğu değerlendirilen buluntuların, Anadolu’nun denizcilik tarihi ile Doğu Akdeniz’deki ticaret bağlantılarına ilişkin önemli veriler sunduğu belirtildi.

Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Mavi Vatan’da, dünyanın en eski batığının izlerini gün yüzüne çıkarıyoruz.” ifadelerini kullanarak Kekova’daki çalışmaların tarihî önemine dikkati çekti.

“Farklı Coğrafyaları Birbirine Bağlayan Ticaret Ağlarını Anlamamız Açısından Büyük Önem Taşıyor”

Kazılarda ortaya çıkarılan amforaların zeytinyağı veya şarap taşımak amacıyla kullanılmış olabileceğini belirten Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kapların üretim yerlerine ilişkin bilimsel analizlerin Doğu Akdeniz’deki ticaret ilişkilerini ortaya koyduğunu ifade etti.

Bakan Ersoy, “Kil analizleri, amforaların muhtemelen Ürdün Vadisi’ndeki atölyelerde üretildiğine işaret ediyor. Benzer örneklerin Mısır, Troya ve Girit’te de bulunması, farklı coğrafyaları deniz yoluyla birbirine bağlayan ticaret ağlarını anlamamız açısından büyük önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Amforaların farklı coğrafyalarda bulunan benzer örneklerinin, Erken Tunç Çağı’nda deniz yoluyla gerçekleştirilen ticaretin kapsamını ve kültürler arasındaki etkileşimi anlamak açısından önem taşıdığı kaydedildi.

Kekova’da 4.700 Yıllık Denizcilik Tarihinin İzleri Araştırılıyor

Akdeniz Üniversitesi tarafından önceki yıllarda gerçekleştirilen arkeolojik su altı araştırmalarında, Antalya’nın Kekova Adası yakınlarında tarihî bir batığa ait kalıntılar tespit edildi. Batık alanından alınan amfora örnekleri üzerinde yapılan ilk incelemeler, geminin Erken Tunç Çağı’na ait olabileceğini ortaya koydu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının izinleri doğrultusunda, Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Doç. Dr. Hakan Öniz’in bilimsel sorumluluğunda 2026 yılında bölgede arkeolojik kazı çalışmalarına başlandı.

Su altından çıkarılan amforaların yaklaşık 4.400–4.700 yıllık olduğunun belirlenmesi, batığın tarihlendirilmesine yönelik araştırmalara yeni veriler kazandırdı.

Amforaların Ürdün Vadisi’nde Üretilmiş Olabileceği Belirlendi

Kazılarda bulunan kaplar üzerinde gerçekleştirilen kil analizleri, amforaların muhtemelen Ürdün Vadisi’ndeki atölyelerde üretildiğine işaret etti.

Benzer örneklerin Mısır’daki Giza, Saqqara ve Abusir piramitleri yakınlarında, Troya’da ve Girit’te bulunmuş olması, dönemin deniz ticareti güzergâhlarına ilişkin değerlendirmeleri güçlendirdi.

Araştırmacılar, Kekova açıklarında kalıntıları bulunan geminin Levant kıyılarındaki bir limandan hareket ederek Troya veya Girit yönüne ilerlemiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Söz konusu bulguların, Erken Tunç Çağı’nda Doğu Akdeniz üzerinden gerçekleştirilen ticari faaliyetlerin ve farklı yerleşimler arasındaki bağlantıların anlaşılmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Üzerinde Dokuz İşaret Bulunan Amfora Denizcilerin Günlük Yaşamına Işık Tutuyor

Kekova’daki kazılarda ortaya çıkarılan amforalardan biri, üzerindeki dokuz farklı işaret ve gövdesinde bulunan iki delikle diğer buluntulardan ayrılıyor.

Arkeolojik incelemelerde, söz konusu kabın peynir veya tereyağı üretiminde kullanılan bir yayık amforası olabileceği değerlendirildi.

Bu bulgu, dönemin denizcilerinin uzun yolculuklar sırasında gemilerinde keçi taşımış, hayvanlardan süt sağmış ve kendi süt ürünlerini üretmiş olabilecekleri ihtimalini gündeme getirdi.

Araştırmacıların değerlendirmelerine göre, amforanın kullanım amacının belirlenmesi, batığın yalnızca ticari yüküne değil, gemideki insanların beslenme alışkanlıklarına ve günlük yaşam koşullarına ilişkin de yeni bilgiler sağlayabilir.

Bakan Ersoy: “Su Altındaki Kültürel Mirasımızı Koruyarak Gelecek Nesillere Aktarmaya Devam Ediyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kekova’da yürütülen arkeolojik çalışmaların Anadolu’nun denizcilik geçmişinin araştırılması ve su altındaki tarihî eserlerin korunması açısından önem taşıdığını vurguladı.

Bakan Ersoy, “Anadolu’nun denizcilik tarihini yeni bulgularla aydınlatmaya, su altındaki kültürel mirasımızı koruyarak gelecek nesillere aktarmaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ersoy, kazıların bilimsel sorumluluğunu üstlenen Doç. Dr. Hakan Öniz’i ve çalışmalarda emeği geçenleri kutladı.

Antalya’nın Kekova Adası yakınlarında sürdürülen su altı kazılarında elde edilen buluntuların, Anadolu ile Doğu Akdeniz arasındaki tarihî deniz ticaretinin yanı sıra binlerce yıl önce gemilerde sürdürülen günlük yaşamın anlaşılmasına katkı sunması hedefleniyor.