İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği kıyı kentlerinin geleceği için ortak politika sürecini başlattı

İzmir’de düzenlenen Kıyı Kentleri Politikaları Çalıştayı’nda iklim krizi, kıyı erişimi, ekolojik denge, kamusal kullanım ve mavi ekonomi başlıkları ele alındı. Yerel yönetimler, akademisyenler ve uzmanların katıldığı toplantılarda farklı bölgelerde yapılacak çalışmaların ardından Türkiye genelinde yol haritası niteliği taşıyacak Kıyı Kentleri Politika Belgesi hazırlanacağı açıklandı.

Haziran 3, 2026 - 12:36
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği kıyı kentlerinin geleceği için ortak politika sürecini başlattı

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Belediyeler Birliği iş birliğinde, “Daha İyi Bir Gelecek Yerelden Gelecek” sloganıyla Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde düzenlenen Kıyı Kentleri Politikaları Çalıştayı’nda kıyı alanlarının korunması, iklim krizine karşı dayanıklılığın artırılması ve ortak politika geliştirilmesi konuları masaya yatırıldı. Çalıştaya yerel yönetim temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar katıldı.

“Her lütuf aynı zamanda büyük bir sorumluluk demek”

Açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Türkiye’nin 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridine sahip olduğunu hatırlatarak, “Sadece İzmir’de 629 kilometrelik sahil uzunluğu var. Bu, bir lütuf ama her lütuf, aynı zamanda büyük bir sorumluluk demek. Akdeniz Havzası ve kıyılarımız, küresel ısınmadan en hızlı ve en çok etkilenecek bölgelerin başında geliyor. Deniz seviyesinde yükselme, kıyı erozyonu ve ani taşkınlar gibi risklerle karşı karşıyayız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kıyılarda rant baskısına karşı durmaya ve imar süreçlerinde büyük hassasiyet göstermeye devam ediyoruz.” dedi.

Kıyıların herkesin erişimine açık kamusal alanlar olması gerektiğini vurgulayan Yıldır, “Kıyılar; toplumsal eşitliği ve sosyalleşmeyi sağlayan, korunması gereken mekânlar olarak görülmeli. Yerel yönetimlerin görevi kıyı erişimini kolaylaştırmak, yaya ve bisiklet bağlantılarını güçlendirmek, kaçak yapılaşmayı önlemek, engelli bireylerin yaşamını gözetmek ve kıyı ekosistemini korumaktır. Doğaya ve dünyaya bakışımızı değiştirmemiz şart.” ifadelerini kullandı.

Kıyı Kentleri Politika Belgesi hazırlanacak

Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Şengül Altan Arslan ise kıyı kentlerinin ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, “Kıyı kentleri; ekonomik yaşamın, turizmin, ulaşımın, kültürel etkileşimin ve kamusal yaşamın yoğunlaştığı çok özel alanlar. Ancak bu yoğun kullanım çevresel baskıyı artırırken yönetim süreçlerini de daha karmaşık hale getiriyor.” dedi.

İklim krizinin kıyı kentleri üzerindeki etkilerine dikkat çeken Arslan, “Deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu, deniz kirliliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve aşırı hava olayları artık yerel yönetimlerin doğrudan gündeminde yer alıyor. Kıyıları yalnızca çevresel bir mesele olarak değil, kent hakkı, kamusal erişim ve yaşam kalitesi açısından da değerlendirmek durumundayız.” diye konuştu.

Bölgesel çalıştayların ilkini Mersin’de gerçekleştirdiklerini belirten Arslan, “İki hafta sonra Trabzon’da toplantı yapacağız. Bu toplantılardan elde edilen birikim, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından hazırlanacak Kıyı Kentleri Politika Belgesi’ne katkı sunacak. Kıyıları korumak yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da gözetmektir.” ifadelerini kullandı.

“Kıyılar toplumundur, kıyılar kamusaldır”

Çalıştayda sunum yapan kıyı ve deniz mühendisi, İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, kıyı alanlarının çevresel olduğu kadar ekonomik ve toplumsal mücadele alanı haline geldiğini söyledi.

Güler, “Artık şu temel soruyu sormak gerek; kıyılar ne için var ve kimin için var? Yalnızca yatırım projeleri ve yüksek gelir grubuna hizmet eden alanlar için mi, yoksa toplumun ortak kullanımı için mi? Şunu bilmemiz lazım; kıyılar toplumundur, kıyılar kamusaldır, kıyılar gelecek kuşakların ortak mirasıdır.” dedi.

Kıyı kentlerinde yaşanan en önemli sorunlardan birinin denize erişim olduğunu belirten Güler, “Sahiller giderek yüksek duvarların, özel işletmelerin ve erişimi kısıtlayan yapıların arasında sıkışıyor. Bu nedenle kıyı meselesi yalnızca teknik planlama konusu değil; aynı zamanda kamusal hak, kent hakkı ve demokrasi meselesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

İzmir Körfezi için havza yönetimi vurgusu

İzmir Körfezi’nin de önemli ekolojik baskılarla karşı karşıya olduğunu kaydeden Güler, “Zaman zaman yaşanan alg patlamaları ve kötü koku gibi sorunlar halk sağlığını, ekonomik yaşamı ve kamusal hayatı doğrudan etkiliyor. Ancak körfezler kendi kendine bozulan alanlar değildir. Bilimsel veriye dayalı, uzun vadeli kamucu politikalarla yeniden iyileşme kapasitesine sahip ekosistemlerdir.” dedi.

Körfezin korunmasında havza yönetiminin önemine dikkat çeken Güler, “Körfez tek başına değil, çevresindeki alanların kullanımının etkisiyle kirleniyor. Kıyılar ancak bilimsel, demokratik ve kamusal yararı esas alan bir anlayışla korunabilir.” ifadelerini kullandı.

Çalıştay kapsamında kıyı alanlarının yönetimi, belediyelerin yetki ve sorumlulukları, kamusal kullanım, ekoloji ve dayanıklılık, planlama ve yönetişim ile mavi ekonomi başlıklarında sunumlar ve atölye çalışmaları gerçekleştirildi.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI