İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu: “Türkiye mağdurlar memleketi oldu, emeklilikte adaleti sağlayın”

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçe görüşmelerinde emekli aylıklarından asgari ücrete, staj ve çıraklık sigortasından sendikal haklara kadar çalışma hayatındaki sorunları gündeme taşıdı. Türkoğlu, 2027 yılı bütçesindeki artışın çalışanlara ve emeklilere yansımadığını savunarak kademeli emeklilik, esnafa 7200 prim günü, kamu mühendislerinin özlük hakları ve işten çıkarılan belediye işçileri için düzenleme çağrısında bulundu.

Kasım 3, 2026 - 13:38
İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu: “Türkiye mağdurlar memleketi oldu, emeklilikte adaleti sağlayın”

İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kurumların bütçe ve Sayıştay raporlarının görüşüldüğü toplantıda İYİ Parti Grubu adına konuştu. Türkoğlu, çalışma hayatında yaşanan sorunların yalnızca bütçe rakamlarıyla değerlendirilemeyeceğini belirterek emeklilerin, asgari ücretlilerin, kamu çalışanlarının ve işsiz gençlerin ekonomik koşullarına dikkat çekti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesindeki artışı değerlendiren Türkoğlu, “Bütçe rakamı büyüyor ama bu büyüme vatandaşın cebine, çalışanın cebine aynı oranda yansımıyor.” ifadelerini kullandı.

“Asgari Ücret Bu Memlekette Yaygın Ücret Hâline Geldi”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın 3 Kasım 2002 tarihine yaptığı atıf üzerinden iktidarın çalışma hayatı politikalarını eleştiren Türkoğlu, geçmiş dönemle bugünün ekonomik koşullarının karşılaştırılması gerektiğini söyledi.

Türkoğlu, “O beğenmediğiniz eski Türkiye'de en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 30 fazlasıydı. İşte o beğenmediğiniz eski Türkiye'de insanlar emekli olduğunda tazminatları ya da ikramiyeleriyle bir ev, bir de ikinci el araba alabiliyordu.” dedi.

Sendikalaşma ve asgari ücretle çalışanların oranına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkoğlu, “Yirmi dört yılın sonunda sendikalaşma oranı çalışma hayatında yüzde 13, kamu çalışanlarını çıkarırsanız toplu sözleşme imzalayabilenlerin oranı yüzde 8'i geçmiyor. İşte o beğenmediğiniz eski Türkiye'de asgari ücretliler tüm çalışanların içerisinde yüzde 12'ydi, şimdi tüm çalışanların yüzde 50'si ve daha fazlası. Asgari ücret bu memlekette yaygın ücret hâline geldi ve asgari ücret ne yazık ki açlık sınırının altında.” ifadelerini kullandı.

Alım gücündeki değişime de değinen Türkoğlu, geçmişte asgari ücretle 7-8 çeyrek altın alınabildiğini, bugün ise 2,5 çeyrek altın alınamadığını savundu. Ev sahipliği oranının yüzde 71'den yüzde 55'e gerilediğini öne süren Türkoğlu, geniş tanımlı işsizliğin de yüzde 31 seviyesine ulaştığını belirtti.

“Bütçeyi 2 Trilyon 396 Milyar Liraya Çıkardınız da Emekliye Ne Vereceksiniz?”

Bakanlığın bütçe büyüklüğüne ilişkin rakamları paylaşan Türkoğlu, 2026 yılında 447 milyar 903 milyon lira olan bütçenin 2027 yılı için 2 trilyon 395 milyar 824 milyon liraya yükseltildiğini, bunun yaklaşık yüzde 435 artış anlamına geldiğini söyledi.

Artışın Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan devlet katkısı ve kurum açığının Bakanlık bütçesi üzerinden karşılanmasıyla bağlantılı olduğunu belirten Türkoğlu, 2027 yılı ödeneğinin yaklaşık 2 trilyon 390 milyar lirasının cari transferlerden oluştuğunu kaydetti.

Türkoğlu, Bakanlığa şu soruları yöneltti:

“Bu bütçeyi 447 milyar liradan 2 trilyon 396 milyar liraya çıkardınız da emeklinin maaşına ne kadar zam yapacaksınız? İşçinin ücretine, asgari ücrete ne kadar refah payı koyacaksınız? Stajyerin, çırağın gasbedilen sigorta başlangıcını verecek misiniz? Sendikalı olduğu için işinden edilen işçilerin arkasında ne zaman duracak Bakanlık? Kamu mühendislerinin sorunu çözülecek mi? Sokakta kâğıt toplayanlar ne olacaklar?”

“Staj Başlangıcını Sigorta Başlangıcı Sayacaksınız”

Staj ve çıraklık döneminde verilen sigorta kartlarının emeklilik başlangıcı açısından geçerli sayılmamasını eleştiren Türkoğlu, bu durumun uzun yıllardır devam eden bir mağduriyet oluşturduğunu ifade etti.

Türkoğlu, “Lise çağında çocuğa bunu verdiniz, ortaokul çağında, çocuk zannetti 'Ben sigortalı oldum.' Sonra öğrendi ki bu kısa kolmuş, e uzun kol nerede? Uzun kol yok. Bunun bir tane çözümü var, o da staj başlangıcını sigorta başlangıcı sayacaksınız.” dedi.

Staj ve çıraklık mağdurlarının taleplerinin görmezden gelinemeyeceğini belirten Türkoğlu, “Milletin bu talebini, bu mağdur kesimlerin bu talebini yok sayarak Bakanlık yönetilemez.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Bir Mağdurlar Cenneti Oldu”

Emeklilik sistemindeki farklı uygulamaların çalışanlar arasında eşitsizlik yarattığını savunan Türkoğlu, özellikle 8 Eylül 1999 ve 9 Eylül 1999 tarihlerinde sigortalı olanların emeklilik koşulları arasındaki farklılıklara dikkat çekti.

Türkoğlu, “Türkiye bir mağdurlar cenneti oldu, herkes bir mağdur grubunun üyesi. Staj mağdurları, emeklilikte adalet arayanlar, mülakat mağdurları, TOKİ mağdurları, asgari ücret mağdurları; herkes bir mağdur grubunun üyesi oldu. Çeyrek asır yönettiniz, yönettiğiniz memleket mağdurlar memleketi oldu.” diye konuştu.

Bir günlük sigorta başlangıcı farkının emeklilikte yıllara yayılan sonuçlar doğurduğunu belirten Türkoğlu, “8 Eylül 1999 tarihinde sigortalı olanla 9 Eylül 1999 tarihinde sigortalı olanın arasında on yıl, on beş yıl, on yedi yıl emeklilik için bir farkın olması kabul edilebilir mi?” sorusunu yöneltti.

İlgili koşulları sağlayan 8 Eylül 1999 girişli bir erkek çalışanın 43 yaşında ve 5 bin 975 prim günüyle emekli olabildiğini, bir gün sonra sigortalı olan çalışanın ise 7 bin prim günü ve 60 yaş şartıyla karşılaştığını ifade etti.

“Kademeli ve Hakkaniyetli Bir Düzenleme Yapılması Gerekiyor”

2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un da emeklilik yaşı ve prim koşullarında yeni eşikler oluşturduğunu dile getiren Türkoğlu, 30 Nisan 2008 ve 1 Mayıs 2008 tarihlerinde ilk kez sigortalı olan erkek çalışanlar arasında prim şartı bakımından 200 günlük fark oluşabildiğini söyledi.

Türkoğlu, “Eşit emeğe eşit hak isteniyor, kademeli ve hakkaniyetli bir düzenleme yapılması gerekiyor.” dedi.

Emekli aylıklarındaki kök maaş uygulamasını ve seyyanen zamların emeklilere yansıtılmamasını da eleştiren Türkoğlu, “Yıllarca prim ödemiş insanların bugün açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmesi hak mıdır? Ayrıca siz bağ mı bağışlıyorsunuz? Lütuf mu yapıyorsunuz? Emeklilik, çalışmışım, primimi ödemişim, yaşım belli bir yere geldikten sonra hak vaki olana kadar insanca yaşayayım diye kazanılan bir haktır.” ifadelerini kullandı.

Emeklilere verilmesi gerektiğini savunduğu 8 bin 77 liralık seyyanen zam farkını da gündeme getiren Türkoğlu, “Kademeli emeklilik düzenlemesini hayata geçirin. Bir günle oluşan adaletsizlikleri mutlaka giderin, emeklinin ödediği prim ile aldığı aylık arasındaki bağı yeniden güçlendirin.” çağrısında bulundu.

“Esnafa Verdiğiniz 7200 Gün Sözü Ne Olacak?”

Küçük esnafın emeklilik için gerekli prim gün sayısının 7200'e düşürülmesine yönelik seçim vaadini hatırlatan Türkoğlu, düzenlemenin hayata geçirilmemesini eleştirdi.

Türkoğlu, “Esnafa verdiğiniz 7200 gün sözü ne olacak? Ya, hadi bizim ve milletin söylediğinin bir anlamı yok; sözün sahibi Cumhurbaşkanı, onun sözünü niye yere düşürüyorsunuz? Size sormuyor mu hiç 'Ben söz verdim, niye bu düzenlemeyi yapmıyorsunuz?' diye. 7200 günü apaçık vadetti seçimlerden önce, esnaf bekliyor.” dedi.

“Sendikalı Oldukları İçin İşçiler İşten Çıkarılıyor”

Sendikal örgütlenme hakkının kullanımında ciddi sorunlar yaşandığını savunan Türkoğlu, sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarılan çalışanların hukuki süreçlerde uzun süre beklemek zorunda kaldığını belirtti.

Türkoğlu, “Bir işçinin anayasal tek hakkı olan sendikalaşma hakkına iş gelince işten çıkarılıyor, hemen yetki kazanıldığı anda mahkemeye gidiliyor, mahkemeler uzun süreler alıyor; ondan sonra sendikalı olduğu için işten çıkarılan işçilerin iadesi zorlaşıyor.” ifadelerini kullandı.

Edirne'nin Keşan ilçesindeki TYH Tekstil, Bursa'nın Gemlik ilçesindeki Rodaport ve Gemport ile TÜMTİS'in Bursa'daki eylemlerini örnek gösteren Türkoğlu, bu işyerlerinde sendikal örgütlenme nedeniyle işten çıkarmalar yaşandığını ileri sürdü.

Türkoğlu, “İşçi zaten hem geliri itibarıyla toplumun en düşük sosyal dilimi, bir tane hakkı var ya, anayasal hak; sendikalı olma hakkı. Yirmi beş yıldır bakanlık yönetiyor AKP, sendikalaşma oranı ortada. Demek ki siz patronlara çalıştınız, işçiye çalışmadınız.” dedi.

“Yabancı Mühendise Dört Asgari Ücret, Türk Mühendise Yoksulluk Sınırının Altı”

Kamu mühendislerinin ücret ve özlük haklarına ilişkin taleplerini de gündeme taşıyan Türkoğlu, yabancı mühendis ve mimarların kamuda görevlendirilmesine ilişkin ücret koşullarıyla yerli mühendislerin maaşlarını karşılaştırdı.

Bakanlığın internet sayfasında yabancı mühendis ve mimarlar için asgari ücretin dört katından düşük ücret ödenemeyeceğine ilişkin düzenleme bulunduğunu belirten Türkoğlu, kamu mühendislerinin başlangıç maaşlarının 81 bin lira olduğunu ifade etti.

Türkoğlu, “Yabancı mühendise asgari ücretin 4 katı, Türk mühendise gelince yoksulluk sınırının altı; başlangıç maaşları 81 bin lira. Devletin bütün işlerini, bütün devasa ihalelerini... Bu kadar riskli kararların altına bu mühendislere imza attırıyorsunuz, yasal sorumlulukları emeklilikten sonra bile devam ediyor ama iş maaşa gelince ortada yok.” diye konuştu.

Kamu mühendislerinin ekonomik koşullar nedeniyle kamuda kalmakta zorlandığını savunan Türkoğlu, “Sonra diyorsunuz ki 'Mühendisler niye durmuyor devlette?' Ne yapsın adam ya, geçinemiyor, yaşayamıyor.” ifadelerini kullandı.

“Sokak Toplayıcılarını Sosyal Güvenceye Kavuşturun”

Sokakta kâğıt, plastik ve ambalaj atığı toplayarak geçimini sağlayan geri dönüşüm emekçilerinin sorunlarına da değinen Türkoğlu, bu alanda çalışanların sayısının 500 binin üzerinde olduğunu öne sürdü.

Ambalaj atıklarının büyük işletmeler tarafından kendi bünyelerinde değerlendirilmesine imkân tanıyan düzenlemelerin sokak toplayıcılarının gelir kaynaklarını daralttığını savunan Türkoğlu, “Bunlar hırsızlık yapmıyor, dilencilik yapmıyor, kimsenin malına göz dikmiyor, çöpten kâğıt topluyor, bir nevi geri dönüşüme ekonomik ciddi bir katkı sağlıyor.” dedi.

Türkoğlu, “Bu insanların suçu yoksul olmak mı, örgütlerinin, teşkilatlarının olmaması mı, alın teriyle geçinmeye çalışmak mı? Ambalaj atığını ekonomiye kazandıran bu insanları sistemin dışına itmeyin; bunları kayıt altına alın, yetkilendirin, sosyal güvenceye kavuşturun.” çağrısında bulundu.

“İşçinin Hayatı İşverenin Maliyet Hesabına Kurban Edilemez”

İş sağlığı ve güvenliği konusuna da değinen Türkoğlu, 2023 yılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine atıfta bulunarak Türkiye'nin iş kaynaklı ölümler bakımından 52 ülke arasında ilk sırada olduğunu ileri sürdü.

Türkoğlu, “Artık 'iş kazaları' demiyoruz, 'iş cinayetleri' diyoruz. Her yıl iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerimiz, evlerine bir daha dönemeyen babalarımız, yetim kalan çocuklarımız, iş güvenliği denetimleri ne yazık ki kâğıt üzerinde kalıyor. İşçinin hayatı işverenin maliyet hesabına kurban edilemez.” ifadelerini kullandı.

Önleyici denetimlerin artırılması gerektiğini belirten Türkoğlu, taşeron ve güvencesiz çalışma uygulamalarının da çalışanlar arasında ücret ve özlük hakkı farklılıkları oluşturduğunu söyledi.

Türkoğlu, “Aynı işi yapan iki işçiden birisi kadrolu, diğeri taşeron; birisi güvenceli, diğeri 'Yarın işten çıkarılabilirim.' korkusu yaşıyor. Kamuda ve özel sektörde aynı işi yapan çalışanların ücret ve özlük hakkı farklarını ne zaman gidereceksiniz?” diye sordu.

Genç işsizliği ve kadın istihdamına ilişkin sorunları da gündeme getiren Türkoğlu, yaklaşık 5 milyon gencin eğitimde veya istihdamda bulunmadığını ifade ederek bu konuda çözüm istedi.

“3600 Ek Gösterge Düzenlemesi Tamamlanmalı”

Kamu çalışanlarının özlük haklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkoğlu, 3600 ek gösterge düzenlemesinden yararlanamayan memurların sorunlarının devam ettiğini söyledi.

Türkoğlu, “3600 ek göstergeyi alamayan az bir kesim kaldı. Niye bu düzenlemeyi bir türlü yapmıyorsunuz? Kamuda yıllarca hizmet vermiş, emekliliği yakalamış memurlarımızın ek gösterge, seyyanen zam, emekli aylığı arasındaki adaletsizlikler mutlaka giderilmeli.” ifadelerini kullandı.

“Mahkeme Kararları Nasıl Uygulanmaz?”

Van ve Diyarbakır belediyelerinde yerel seçimlerin ardından işten çıkarılan çalışanların durumunu da gündeme getiren Türkoğlu, işçilerin uzun süredir eylemlerini sürdürdüğünü belirtti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bazı belediyelerde işten çıkarılan çalışanların mahkeme kararlarına rağmen görevlerine başlatılmadığını öne süren Türkoğlu, Diyarbakır'da yaklaşık 1200 işçinin işten çıkarıldığını, Van'da ise 200'ün üzerinde işçinin eylemlerini sürdürdüğünü söyledi.

Türkoğlu, “Bu memleket hukuk devleti değil mi ya; mahkeme kararları nasıl uygulanmaz?” diye sordu.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Serra Bucak'ın çalışma kadrolarına ilişkin sözlerini eleştiren Türkoğlu, “İşçinin, şoförün, temizlik işçisinin paradigmasından sana ne, siz rızık verici misiniz? Hadi onlar öyle yapıyor, sahi Bakanlık ne yapıyor? Bu işten çıkarılan, sekiz yüz elli gündür Hizmet-İş'le birlikte orada eylem yapan işçilerin, bunların hakları ne olacak?” ifadelerini kullandı.

“SGK'nin Kızılay'daki Binası Hangi Bedelle Kiralandı?”

Sosyal Güvenlik Kurumuna ait Ankara Kızılay'daki bir binanın Ankara Bilim Üniversitesine kiralanmasını da gündeme taşıyan Türkoğlu, kiralama koşullarının açıklanmasını istedi.

Türkoğlu, “Bu bina kime ait? Hangi bedelle kiralandı? Aylık, yıllık kira ne kadar ve kaç yıllığına verildi? TÜRK TELEKOM'un kullanımındayken TÜRK TELEKOM bu binayı kiralamak veya kullanmaya devam etmek istemedi mi, böyle bir talebi oldu mu? Tadilat masraflarını kim karşıladı?” sorularını yöneltti.

Kızılay'ın merkezindeki binanın kamuya ait olduğunu vurgulayan Türkoğlu, kiralama sürecinin ayrıntıları konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesini talep etti.

“Elinizi Sendikal Özgürlükten Çekin”

Kamu çalışanlarının sendikal örgütlenme süreçlerine ilişkin eleştirilerini sürdüren Türkoğlu, sendikalara yönelik baraj uygulamalarının örgütlenme özgürlüğünü olumsuz etkilediğini savundu.

Türkoğlu, “Sayın Bakan, memur yoksullaşıyor, emekli geçinemiyor, asgari ücretli ay sonunu getiremiyor. Siz hâlâ sendikalara baraj önermenin mi peşindesiniz? Siz emeğin bakanı mısınız yoksa kamuda yandaş sendikaların bakanı mısınız?” diye konuştu.

Sendikal düzenlemelerin çalışanların haklarını sınırlandırmaması gerektiğini belirten Türkoğlu, “Sendikacılığı kanunla dizayn etmekten, kaybedenleri barajla ayakta tutmaktan vazgeçin. Ayrıca bu sizin göreviniz de değil, elinizi sendikal özgürlükten çekin; işçinin, memurun, emeklinin boşalan sofrasına bakın.” ifadelerini kullandı.

“Emek Çalıştayına Bakanlıktan Kimse Katılmadı”

İYİ Parti tarafından 10-11 Ekim tarihlerinde düzenlenen Emek Çalıştayı hakkında da bilgi veren Türkoğlu, çalışma hayatının farklı taraflarının bir araya geldiği organizasyona Bakanlıktan temsilci katılmadığını söyledi.

Çalıştayda on ayrı oturum gerçekleştirildiğini belirten Türkoğlu, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, MEMUR-SEN, KAMU-İŞ ve HÜR-SEN temsilcileriyle çalışma ekonomistleri ve akademisyenlerin programa katıldığını ifade etti.

Türkoğlu, “Emeğin bütün tarafları vardı, bilin kim yoktu? Siz yoktunuz, şahıs olarak da yoktunuz, Bakanlığınız da yoktu. TÜHİS de 'Geleceğim.' dediği hâlde gelmedi. Size davetiye getirdik.” dedi.

Çalışma hayatındaki sorunların çözümü için sosyal diyaloğun önemine dikkat çeken Türkoğlu, “Biz istiyoruz ki çalışma hayatı gibi devasa problemleri olan bir konuda sadece itiraz etmeyelim. 'Gelin, bir çalıştay yapalım. Tam on oturumda, on ayrı kalemde konunun tarafları konuşsun.' dedik; bunu gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı.

“Emekli Geçinemiyor, Gençler İş Bulamıyor”

Komisyondaki konuşmasını çalışma hayatındaki ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin değerlendirmeleriyle tamamlayan Türkoğlu, bütçenin çalışanların yaşam koşullarını iyileştirecek politikalara dönüşmesi gerektiğini vurguladı.

Türkoğlu, “Tabii ki temennimiz bütçemizin hayırlı olması yönünde ancak biz çeyrek asrın sonunda gördük ki ekmeğe muhtaç emekli, ekmeğe muhtaç asgari ücretli, iş bulamayan ve memleketi, yurdu terk eden gençler, bölünmüş bir çalışma hayatıyla karşı karşıyayız.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.