İLKE Vakfı Raporu: Türkiye Ekonomisi Yüzde 3,6 Büyüdü, Sanayinin Payı Son 30 Yılın En Düşük Seviyesine Geriledi

İLKE Vakfı İslam İktisadı Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan İktisat İzleme Raporu 2025, Türkiye ekonomisinin büyüme performansını, enflasyonu, gelir dağılımını, sanayiyi, tarımı ve enerji dönüşümünü 20 başlıkta değerlendirdi. Rapora göre ekonomi yüzde 3,6 büyürken kişi başına gelir 18 bin 40 dolara ulaştı, ancak sanayinin milli gelirdeki payı yüzde 18,1 ile son 30 yılın en düşük seviyesine indi.

Ağustos 10, 2026 - 10:48
İLKE Vakfı Raporu: Türkiye Ekonomisi Yüzde 3,6 Büyüdü, Sanayinin Payı Son 30 Yılın En Düşük Seviyesine Geriledi

İLKE Vakfı İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM), “İktisat İzleme Raporu 2025: Sürdürülebilir Büyüme ve Kalkınma” başlıklı çalışmasını yayımladı. 19 akademisyen ve uzmanın katkısıyla hazırlanan raporda Türkiye ekonomisi makroekonomik dengelerden gelir dağılımına, tarımdan enerjiye, iş gücü piyasasından startup ekonomisine kadar 20 başlıkta değerlendirildi.

Rapora göre Türkiye ekonomisi, sıkı para politikasına rağmen 2025'te yüzde 3,6 büyüdü. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine dayandırılan değerlendirmede, milli gelirin 63 trilyon liraya, kişi başına gayrisafi yurt içi hasılanın ise 18 bin 40 dolara yükseldiği belirtildi.

Ancak raporda büyümenin sektörel dağılımına dikkat çekildi. Deprem sonrası yeniden imar faaliyetlerinin etkisiyle inşaat sektörü yüzde 10,8 büyürken, bilgi ve iletişim sektöründeki büyüme yüzde 8 oldu. İklim krizi ve 65 ilde etkili olan zirai donun etkilediği tarım sektörü ise yüzde 8,8 daraldı.

SANAYİNİN PAYI 30 YILIN DİBİNDE

Raporda Türkiye ekonomisinin üretim merkezli yapıdan hizmet ve inşaat ağırlıklı bir modele doğru evrildiği belirtildi. Sanayinin milli gelirdeki payının yüzde 18,1 ile son 30 yılın en düşük seviyesine gerilediği, imalat sanayisi Satın Alma Yöneticileri Endeksi'nin (PMI) ise 2025 boyunca 50 seviyesinin altında kaldığı kaydedildi.

İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner, raporun takdim yazısında sürdürülebilirliğin ekonomik politikalar açısından önemine işaret ederek, “Sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel bir hassasiyet alanı olmanın ötesine geçerek makroekonomik istikrarın, finansal sistemlerin ve toplumsal refahın temel belirleyicilerinden biri haline gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

GÜNEŞ ENERJİSİ DOĞAL GAZI GERİDE BIRAKTI

Raporda enerji alanında 2025'te yaşanan dönüşüme de dikkat çekildi. Güneş enerjisinin kurulu gücü 25 bin 109 megavata ulaşarak ilk kez doğal gazın 24 bin 232 megavatlık kurulu gücünü geride bıraktı.

2015'te toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 0,3 olan güneş enerjisinin payı 2025 sonunda yüzde 20,5'e yükseldi. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içerisindeki payı ise yüzde 62,4 olarak kaydedildi.

Türkiye'nin elektrik ihracatını iki katına çıkardığı, elektrik ithalatını ise yüzde 67 azalttığı belirtilen raporda, ham petrol ithalatının yaklaşık yarısının Rusya'dan karşılanmasının enerji alanındaki yapısal bağımlılığın sürdüğüne dikkat çekildi.

ENFLASYON GERİLEDİ, EĞİTİM VE KONUT MALİYETLERİ ARTTI

Raporda yıllık ortalama enflasyonun 2024'teki yüzde 58,5 seviyesinden yüzde 34,8'e gerilediği belirtildi. Ancak fiyat artışlarının tüm harcama gruplarına aynı şekilde yansımadığı ifade edildi.

Eğitim grubunda yıllık enflasyonun yüzde 66'yı aştığı, 2019 sonundan itibaren genel fiyatların yaklaşık 8 kat artmasına karşın üniversite ücretlerindeki artışın 15,1 kata ulaştığı aktarıldı. Konut grubundaki yıllık artış yüzde 49 olurken hizmet enflasyonu yüzde 44 seviyesinde gerçekleşti.

GELİR DAĞILIMINDA BOZULMA

Rapora göre Türkiye'nin Gini katsayısı 0,41'e yükseldi. En zengin yüzde 20'lik kesimin milli gelirden aldığı pay yüzde 48 olurken en yoksul yüzde 20'lik kesimin payı yüzde 6,5'te kaldı.

Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkeler arasında yer aldığı belirtilen raporda, yaklaşık 11 milyon kişinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı ve orta sınıfın zayıfladığı değerlendirmesine yer verildi.

İHRACATTA REKOR, DIŞ TİCARETTE AÇIK

Türkiye'nin mal ihracatı 2025'te 273,4 milyar dolarla, turizm gelirleri ise 65,2 milyar dolarla tarihi seviyeye ulaştı. Otomotiv sektörü 41,5 milyar dolarlık ihracatla liderliğini korurken satılan her iki otomobilden birinin hibrit veya elektrikli olduğu belirtildi.

Buna karşın dış ticaret açığı 92 milyar dolara, cari açık ise 25,2 milyar dolara yükseldi.

Reel sektörde 2025 yılında 34 bin 546 şirketin kapanması dönem rekoru olarak kayıtlara geçti. Şirketlerin aktif kârlılığının yılın ilk yarısında negatife döndüğü belirtilirken, merkezi yönetimin faiz giderlerinin yüzde 61,7 artarak 2 trilyon liranın üzerine çıktığı aktarıldı.

TARIMDA ZİRAİ DONUN ETKİSİ

Raporda 65 ilde etkili olan zirai donun tarımsal üretim üzerindeki etkileri de ele alındı. Kiraz üretiminde yüzde 70,6, fındık üretiminde ise yüzde 38,5 kayıp yaşandığı belirtildi. Tarımsal dış ticaret açığının bir yılda üç katına çıktığı kaydedildi.

Türkiye ekonomisinde 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde işsizlik oranının yüzde 7,8'e gerilediği, ancak büyümenin sektörler arasındaki dağılımı, gelir eşitsizliği, sanayinin gerileyen payı ve enerji bağımlılığı gibi yapısal sorunların sürdüğü vurgulandı.

İKAM tarafından 2021'den bu yana yayımlanan serinin beşinci çalışması olan raporun editörlüğünü Doç. Dr. Erhan Akkaş üstlendi. Raporda her bölümde temel bulguların yanı sıra sürdürülebilir büyüme ve kalkınmaya yönelik politika önerilerine de yer verildi.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI