HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: “Adalet üretemeyen bu çarpık düzene son verebiliriz”

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Konya’da merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın doğumunun 100. yılı dolayısıyla düzenlenen anma programında konuştu. Erbakan’ın siyasi mücadelesine, İslam anlayışına ve D-8 vizyonuna değinen Yapıcıoğlu, “Özlemini çektiğimiz ‘Adil Düzeni’ kurarak sadece ülkemizin değil, tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Kasım 1, 2026 - 11:25
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu: “Adalet üretemeyen bu çarpık düzene son verebiliriz”

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Yeniden Refah Partisi tarafından merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın doğumunun 100. yılı dolayısıyla Konya’da düzenlenen anma programına katıldı. Karatay Gençlik Merkezi’nde “Asra Yön Veren Lider 100 Yaşında” temasıyla gerçekleştirilen programda konuşan Yapıcıoğlu, Erbakan’ın siyasi mücadelesini, İslam anlayışını, adalet vurgusunu ve uluslararası alanda ortaya koyduğu vizyonu değerlendirdi.

Konuşmasına Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı rahmetle anarak başlayan Yapıcıoğlu, programı düzenleyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’a ve parti mensuplarına teşekkür etti. Erbakan’ın hayatını inandığı davaya adadığını belirten Yapıcıoğlu, onun düşünce ve mücadelesinin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini ifade etti.

“İslam’ı Dar Kalıplara Hapseden Anlayışa Her Zaman İtiraz Etti”

Necmettin Erbakan’ın İslam’ı yalnızca bireysel ibadetlerle sınırlı görmediğini vurgulayan Yapıcıoğlu, onun hayatın bütün alanlarını kapsayan bir anlayışı savunduğunu belirtti.

Yapıcıoğlu, “Erbakan Hoca, İslam’ı sadece şekli ibadetlerden ibaret gören ve dar kalıplara hapseden anlayışa her zaman itiraz etti. İslam’ın; itikattan ahlaka, siyasetten iktisada, eğitimden hukuka kadar hayatın her alanını kuşatan canlı bir hakikat ve kusursuz bir hayat nizamı olduğunu tekrar tekrar ders verdi.” ifadelerini kullandı.

“Siyaseti Önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları Önemsemeyen Siyasetçiler Yönetir”

Erbakan’ın Müslümanların siyasi hayata katılımına verdiği önemi hatırlatan Yapıcıoğlu, siyasetten uzak duran kesimlerin yönetimde söz sahibi olmasının önünü açan bir mücadele yürütüldüğünü söyledi.

Yapıcıoğlu, “Erbakan Hocamız, siyasetten uzak duran İslami hassasiyet sahibi insanları ikaz etti. O meşhur ve pek isabetli tespitiyle, ‘Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir’ diyerek Müslümanları siyasete dâhil olmaları konusunda ikna etti, idarede söz sahibi olmalarına giden yolu açtı.” dedi.

Siyasi sorumluluk üstlenen kişilerin topluma örnek olması gerektiğini dile getiren Yapıcıoğlu, yönetimde adaletin ve ahlaki ilkelerin korunmasının önemine dikkat çekti.

“Topluma İyi Bir Örnek Olmak Zorundayız”

Siyasetin hayatın yönetiminde belirleyici bir yere sahip olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, temsil makamında bulunanların sorumluluklarının daha büyük olduğunu kaydetti.

Yapıcıoğlu, “İdarede söz sahibi olanlarımız başta olmak üzere temsil makamında olan her birimiz, İslami hassasiyetlerimizi muhafaza etmek, hakkı gözetmek ve adaleti sağlamak konusunda topluma iyi bir örnek olmak zorundayız. İyi örneklik, İslami şuurun oluşmasında lokomotif rolü oynar, çarpan etkisi yapar; aksi de çok menfi tesir eder ve vebali de çok ağır olur.” şeklinde konuştu.

Erbakan’ın siyasi mücadelede aktif sorumluluk üstlenilmesine ilişkin sözlerini de hatırlatan Yapıcıoğlu, “Erbakan Hoca, yine ‘Hakkın hâkimiyeti için çalışmamak ile batılın hâkimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur’ diyerek herkesi aktif rol almaya teşvik etti.” ifadelerini kullandı.

“Cumhuriyetin Sahibi Biziz, Siz Cumhuriyetin Cürufusunuz”

Necmettin Erbakan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı bir konuşmaya değinen Yapıcıoğlu, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında inanç, millet iradesi ve siyasi sorumluluk konularının önemini vurguladı.

Yapıcıoğlu, “Doğumu, Cumhuriyetin ilanıyla aynı güne, yani 29 Ekim’e denk gelen Erbakan Hocamız, TBMM’de yaptığı o tarihi konuşmada milletin inancına savaş açanlara ve inançlı insanları yok sayanlara seslenerek; ‘Cumhuriyetin sahibi biziz, siz cumhuriyetin cürufusunuz’ demişti.” dedi.

Erbakan’ın sözlerinin milletin inanç değerlerine yönelik yaklaşımını ortaya koyduğunu savunan Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:

“Bu çıkışıyla, devletin ve Cumhuriyetin asıl sahibi olan aziz milletimizin muazzez inancıyla sorunlu olan cumhursuz cumhuriyetçilere de başka bir ders vermişti. Bugün, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bizlere düşen sorumluluk; geçmiş asrın cumhursuz cumhuriyet saçmalığını bitirmek, Hocamızın ömrünü adadığı ‘Hakkı hâkim kılma’ davasını hedefine ulaştırmak için var gücümüzle çalışmaktır.”

“D-8, Küresel Ümmet Bilincinin Stratejik Bir Tezahürüydü”

Necmettin Erbakan’ın uluslararası siyasete yaklaşımını da değerlendiren Yapıcıoğlu, Erbakan’ın antiemperyalist ve antisiyonist duruşunun küresel ölçekte bir ümmet bilincine dayandığını ifade etti.

Erbakan’ın Kudüs başta olmak üzere farklı coğrafyalardaki Müslüman toplumların sorunlarıyla ilgilendiğini belirten Yapıcıoğlu, D-8 girişiminin bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri olduğunu söyledi.

Yapıcıoğlu, “Kudüs davası, Bosna Hersek, Afganistan, Keşmir ve tüm işgal altındaki mazlum coğrafyaların hürriyeti için ömrü boyunca çabaladı. Kurucusu olduğu D-8, bu ümmet bilincinin ve adil bir uluslararası düzen arayışının somut, stratejik bir tezahürüydü. İşte tam da bu yüzden, beynelmilel siyonizm ve onların yerli hizmetkârları tarafından acımasızca hedef alınmıştı.” ifadelerini kullandı.

“Erbakan Hocamızı Hakkıyla Anlamak İçin Adaleti Yaşatmalıyız”

Erbakan’ın İslam anlayışını açıklamak için kullandığı kuş benzetmesini hatırlatan Yapıcıoğlu, inancın yalnızca dış görünüşten ibaret olmadığını, hayatın bütün alanlarında karşılık bulması gerektiğini dile getirdi.

Yapıcıoğlu, Erbakan’ın kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtı şu sözlerle aktardı:

“Kendisine, ‘Bu ülkede camiler açık, namaz kılınıyor, oruç tutuluyor; daha ne istiyorsunuz?’ diyenlere şu muazzam cevabı verirdi: Avcılar tüyleri güzel bir kuş avladıklarında içini saman doldurup evlerinin başköşesine koyarlar. Okullarda, müzelerde bunları görürsünüz. Bize diyorlar ki bu kuşun gözü, gagası, kanadı yok mu? Var. Peki, daha ne istiyorsunuz? Biz de tek kelimeyle diyoruz ki; biz içi saman dolu cansız kuşu değil, bu kuşun canlısını istiyoruz.”

Bu benzetmenin Müslümanların toplumsal sorumluluklarına işaret ettiğini belirten Yapıcıoğlu, adaletin yalnızca savunulan bir ilke değil, davranışlarla ortaya konulan bir değer olması gerektiğini vurguladı.

Yapıcıoğlu, “Bizler ne zaman dışı süslü ama içi boşaltılmış kof Müslümanlar olmaktan kurtulup, bizi yok etmeye niyetlenenlerin bile adaletimizde dirileceği hakiki Müslümanlar olursak; işte o zaman Erbakan Hocamızı hakkıyla anlamış ve davasının takipçileri olmuş oluruz.” dedi.

“Hocamızın Davası İslam’dı”

Necmettin Erbakan’ın siyasi ve fikrî mücadelesinin temelinde İslam anlayışının bulunduğunu belirten Yapıcıoğlu, Erbakan’ın hedeflerini yine onun sözleri üzerinden anlattı.

Yapıcıoğlu, “Peki, neydi hocamızın davası? Sözü yine ona bırakalım: ‘Bizim davamız İslam’dır. Gayemiz Allah’ın rızasını kazanmaktır. Hedefimiz, hak nizamı hâkim kılmaktır. Arzumuz tüm insanlığın saadetidir, yolumuz cihattır, yolumuz ikna metodudur. İnsanlığın kurtuluşu ancak İslam ile mümkündür.’” ifadelerini kullandı.

Erbakan’ın yalnızca siyasi hedefler ortaya koymadığını, aynı zamanda bir çalışma ahlakı bıraktığını belirten Yapıcıoğlu, bu anlayışın inanç, ihlas, ittifak, istişare ve istikamet ilkeleri üzerine kurulduğunu söyledi.

Yapıcıoğlu, “Erbakan Hoca, bizlere sadece bu kutlu hedefi göstermedi; aynı zamanda inanç, ihlas, ittifak, istişare ve istikamet gibi sütunlar üzerine kurulu bir çalışma ahlakı miras bıraktı. ‘İslamsız saadet olmaz, şuursuz Müslüman olmaz, cihadsız İslam olmaz’ diyerek; inananların, bilinci kuşanarak hak yolda cehd ve gayretlerini artırmaları gerektiğini ihtar ediyordu.” şeklinde konuştu.

“Sadece Güç Üreten Ama Adalet Üretemeyen Bu Çarpık Düzene Son Verebiliriz”

Konuşmasının son bölümünde dünyadaki siyasi ve ekonomik sistemlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, mevcut ideolojilerin insanlığın adalet arayışına cevap veremediğini savundu.

Dünyada milyarlarca insanın hak ve adalet arayışı içinde olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, Erbakan’ın savunduğu “Adil Düzen” anlayışının bu sorunlara çözüm sunabileceğini belirtti.

Yapıcıoğlu, “İnsanlık, envai çeşit zulmün zifiri karanlığında bir ümit ışığı arıyor. Güçleri ellerinden alınmış, zenginlikleri gasp edilmiş milyarlarca insan, büyük bir hak ve adalet arayışı içindedir. Eğer bizler yolumuzu şaşırmaz, istikametimizi kaybetmezsek; değerlerden arındırılmış, sadece güç üreten ama adalet üretemeyen bu çarpık düzene son verebiliriz.” dedi.

Adalet merkezli yeni bir düzen kurulmasının yalnızca Türkiye için değil, bütün insanlık için önem taşıdığını dile getiren Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özlemini çektiğimiz o ‘Adil Düzeni’ kurarak sadece ülkemizin değil, tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olabiliriz. Cenab-ı Hakk’ın vaadi haktır ve hiç şüphesiz Allah, nurunu tamamlayacaktır. Bunun için bize ihtiyacı da yoktur. Fakat bizim kendi iyiliğimiz için, bu kutlu hedefe ulaşmak için çalışmaya ihtiyacımız vardır.”

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, konuşmasını “Ne mutlu bunun için çalışanlara ve Rabb’im hepimizi bu uğurda var gücüyle çalışanlardan eylesin.” sözleriyle tamamladı.