Diş Hekimi İpek Rizvan: “En beyaz değil, en doğal ve sağlıklı sonuç hedeflenmeli”

Daha beyaz dişler için kullanılan ev tipi ürünler ve sosyal medyada önerilen limon, karbonat ve aktif kömür gibi yöntemler diş minesine zarar verebiliyor. Diş Hekimi İpek Rizvan, beyazlatma öncesinde renklenmenin kaynağının belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak sağlıklı ve kalıcı sonuç için dikkat edilmesi gereken 7 noktayı anlattı.

Eylül 15, 2026 - 19:50
Diş Hekimi İpek Rizvan: “En beyaz değil, en doğal ve sağlıklı sonuç hedeflenmeli”


Estetik diş hekimliğinde sık talep edilen uygulamalardan diş beyazlatma, sosyal medyada yayılan yöntemler ve kolay ulaşılabilen ev tipi ürünlerle birlikte daha fazla gündeme geliyor. Ancak daha beyaz bir görünüm amacıyla bilinçsizce yapılan uygulamalar, diş minesinin zarar görmesi, hassasiyet ve diş eti problemleri gibi sorunlara yol açabiliyor.

Diş Hekimi İpek Rizvan, her renk değişikliğinin aynı yöntemle giderilemeyeceğini belirterek beyazlatma öncesinde dişlerin ve diş etlerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Rizvan, “Dişlerin rengi yalnızca çay, kahve ya da sigaraya bağlı olarak değişmiyor. Yaş, genetik özellikler, kullanılan bazı ilaçlar ve dişin kendi yapısı da rengi etkileyebiliyor. Bu nedenle bir kişide başarılı olan yöntem başka bir kişide aynı sonucu vermeyebilir.” dedi.

Önce Lekenin Kaynağı Belirlenmeli

Dişlerdeki her koyu görünümün beyazlatma işlemi gerektirmediğine dikkat çeken Rizvan, yüzeyde biriken plak, diş taşı ile çay ve kahve lekelerinin profesyonel diş temizliği sonrasında önemli ölçüde azalabildiğini belirtti.

Rizvan, “Öncelikle renklenmenin yüzeysel mi yoksa diş dokusundan mı kaynaklandığını anlamak gerekiyor. Bazen hastanın beyazlatma ihtiyacı olduğunu düşündüğü görüntü, yalnızca profesyonel temizlik sonrasında bile ciddi ölçüde değişebiliyor.” ifadelerini kullandı.

Limon ve Karbonatla Gelen Beyazlık Aldatıcı Olabilir

Sosyal medyada diş beyazlatmak amacıyla önerilen limon, karbonat, aktif kömür ve benzeri uygulamalara karşı uyarıda bulunan Rizvan, aşındırıcı yöntemlerin diş yüzeyinde geri dönüşü zor hasarlara neden olabileceğini kaydetti.

Rizvan, “Diş yüzeyini aşındırarak daha açık bir görüntü elde etmek, sağlıklı bir beyazlatma değildir. Özellikle asitli ve aşındırıcı maddelerin sık kullanılması diş minesini olumsuz etkileyebilir. Mine kaybı arttıkça dişlerde hassasiyet gelişebilir ve uzun vadede estetik açıdan daha olumsuz bir tablo ortaya çıkabilir.” dedi.

Beyazlatıcı Macunun Sınırını Bilmek Gerekiyor

Marketlerde ve internette çok sayıda beyazlatıcı diş macunu bulunduğunu hatırlatan Rizvan, bu ürünlerden profesyonel beyazlatmayla aynı sonucu beklemenin doğru olmadığını ifade etti.

Beyazlatıcı macunların özellikle çay, kahve ve sigaraya bağlı yüzey lekelerinin azaltılmasına yardımcı olabileceğini belirten Rizvan, “Dişin kendi rengini birkaç ton açmak ile yüzeydeki lekeleri temizlemek birbirinden farklı işlemler. Kullanılan ürünün ne vaat ettiğini ve kişinin beklentisinin ne olduğunu doğru değerlendirmek gerekiyor.” diye konuştu.

Kahve ve Çaydan Sonra Suyla Çalkalama Önerisi

Dişlerde yeniden renklenmenin azaltılmasında günlük alışkanlıkların da önemli olduğunu belirten Rizvan, özellikle kahve, çay ve yoğun renk pigmenti içeren içeceklerin ardından ağzın suyla çalkalanmasını önerdi.

Rizvan, “Her kahvenin ardından diş fırçalamak günlük yaşamda mümkün olmayabilir. Ancak ardından su içmek veya ağzı suyla çalkalamak, renk verici maddelerin diş yüzeyiyle temas süresini azaltmaya yardımcı olabilir.” ifadelerini kullandı.

Fazla Ürün Daha Fazla Beyazlık Anlamına Gelmiyor

Ev tipi beyazlatma ürünlerinde yapılan hatalardan birinin kullanım süresini veya miktarını artırmak olduğunu belirten Rizvan, ürünün önerilenden daha uzun süre diş üzerinde tutulmasının daha iyi sonuç anlamına gelmediğini vurguladı.

Rizvan, “Beyazlatıcı ürünlerde süre ve yoğunluk önemlidir. Daha hızlı sonuç almak amacıyla ürünü daha sık kullanmak ya da önerilenden uzun süre uygulamak diş hassasiyetini ve diş eti irritasyonunu artırabilir. Beyazlatma kontrollü yapılması gereken bir işlemdir.” dedi.

Dolgu ve Kaplamaların Rengi Değişmeyebilir

Ön dişlerinde dolgu, porselen kaplama veya farklı restorasyonlar bulunan kişilerin beyazlatma öncesinde dikkatli olması gerektiğini belirten Rizvan, doğal dişlerle restorasyonların işlem sonrasında farklı renklerde kalabileceğine işaret etti.

Rizvan, “Beyazlatma doğal diş dokusu üzerinde etki gösterir. Dolguların, porselenlerin veya implant üstü restorasyonların rengi aynı şekilde değişmez. Özellikle gülüş hattında mevcut restorasyonlar varsa işlem öncesinde renk planlamasının buna göre yapılması gerekir.” açıklamasında bulundu.

Hassasiyet Varsa Önce Nedeni Araştırılmalı

Beyazlatma öncesinde mevcut çürüklerin, çatlakların ve diş eti sorunlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Rizvan, özellikle sıcak ve soğuğa karşı hassasiyeti bulunan kişilerin kontrolsüz uygulamalardan kaçınması gerektiğini belirtti.

Rizvan, “Diş beyazlatma estetik amaçla yapılsa da diş dokusuna uygulanan bir işlemdir. Hastanın ağız sağlığı, diş yapısı ve hassasiyet düzeyi değerlendirilmeden herkes için aynı ürünü ve aynı yöntemi önermek doğru değildir.” uyarısında bulundu.

“En Beyaz Değil, En Doğal ve Sağlıklı Sonuç Hedeflenmeli”

Beyazlatmada gerçekçi beklentilerin önemine değinen İpek Rizvan, diş renginin kişinin ten rengi, yaşı, genetik özellikleri ve doğal diş yapısına göre farklılık gösterebildiğini söyledi.

Rizvan, “Amaç mümkün olan en beyaz dişe ulaşmak değil; kişinin yüzüyle uyumlu, doğal görünen ve ağız sağlığını koruyan bir sonuç elde etmektir. Sağlıklı bir gülüşün yalnızca renginden değil, diş ve diş etlerinin bütününden söz ediyoruz.” dedi.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI