DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Türkiye’nin ihtiyacı bütüncül bir siyasi finansman reformudur”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, KARAR gazetesindeki yazısında siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanından Hazine yardımına, adayların harcamalarından medya ve kamu kaynaklarına kadar siyasetin finansmanındaki sorunları değerlendirdi. Ekmen, şeffaflık ve denetimi güçlendirecek kapsamlı bir reform çağrısında bulundu.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, KARAR gazetesinde yayımlanan “Siyasetin bedeli: Kim ödüyor, nasıl ödüyor?” başlıklı yazısında Türkiye’de siyasetin finansmanına ilişkin düzenlemeleri ve uygulamadaki sorunları değerlendirdi. Ekmen, siyasi partilerin gelir kaynakları, Hazine yardımları, seçim kampanyalarının finansmanı, yerel teşkilatlara kaynak aktarımı, medya-siyaset ilişkileri ve kamu kaynaklarının kullanımı başlıklarında görüşlerini aktardı.
“Türkiye’nin ihtiyacı bütüncül bir siyasi finansman reformudur”
Türkiye’de siyasetin yapısal sorunlarının çözümünde Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası, Siyasi Etik Yasası ve siyasetin finansmanına ilişkin düzenlemelerin önemli olduğunu belirten Ekmen, “Bu dört yasa veya düzenleme ihtiyacı nedense iktidar gibi muhalefetin de gündeminde hak ettiği kadar yer bulmaz.” ifadelerini kullandı.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun farklı gelir kaynaklarına imkân tanıdığını kaydeden Ekmen, “Üye aidatlarından aday adaylığı aidatlarına, bağışlardan parti faaliyetlerinden elde edilen gelirlere kadar oldukça katılımcı bir finansman modeline kapı aralamaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Ekmen, kanundaki yabancı kaynaklardan yardım ve bağış yasağına da işaret ederek, “Ancak uygulamada on gelir kaleminden sadece biri yasaldır: Hazine yardımı.” dedi. AK Parti’nin 2023 yılı gelir-gider tablosunu örnek gösteren Ekmen, gelirlerin yüzde 91’inin Hazine yardımlarından, yüzde 8,7’sinin parti mal varlığı gelirlerinden oluştuğunu, üye aidatlarına ilişkin kalemin ise boş bırakıldığını ifade etti.
2026 yılı Hazine yardımına ilişkin rakamları paylaştı
Siyasi partilerin finansmanında devletin rolünü değerlendiren Ekmen, Hazine yardımı almak için gerekli oy oranının 2 Mart 2014’te yüzde 7’den yüzde 3’e indirildiğini hatırlattı. Ekmen’in yazısında verdiği rakamlara göre 2026 yılı Hazine yardımı toplamı 6 milyar 432 milyon 785 bin lira olarak hesaplandı.
Ekmen, söz konusu yardımın AK Parti’ye 2 milyar 559 milyon 172 bin lira, CHP’ye 1 milyar 820 milyon 382 bin lira, MHP’ye 723 milyon 697 bin lira, İYİ Parti’ye 695 milyon 669 bin lira ve DEM Parti’ye 633 milyon 864 bin lira şeklinde dağıldığını aktardı.
Hazine yardımının bütçe gelirleriyle bağlantılı olarak değiştiğini belirten Ekmen, “Kanun yerel seçim yapılan yıllarda bu miktarın iki katı, genel seçim yıllarında ise üç katı ödemeyi öngörür. Dolayısıyla, 2026 yılı örneğinde, bir genel seçim kararı alınması halinde, hesaplamalara göre yaklaşık 19,2 milyar liralık bir kaynağın siyasi partilere dağıtılması söz konusu olacaktır.” ifadelerine yer verdi.
Devlet yardımının doğru tasarlanması ve adil dağıtılması halinde siyasetin farklı güç odaklarına bağımlılığını azaltabileceğini savunan Ekmen, “Devlet yardımı doğru dizayn edildiğinde ve adil dağıtıldığında siyaseti; sermaye sahiplerine, medya ağlarına veya delege yapıları üzerinden oluşan güç odaklarına karşı koruyan bir güvence alanı oluşturabilir.” dedi.
Devlet yardımı modellerinden uluslararası örnekler verdi
Siyasi partilere kamu desteğinin Türkiye’ye özgü olmadığını kaydeden Ekmen, Avusturya, Yunanistan, İsveç, İspanya, Fransa ve İtalya’daki farklı finansman modellerinden örnekler verdi.
Türkiye’de mevcut yüzde 3’lük Hazine yardımı eşiğini değerlendiren Ekmen, yeni kurulan partilerin uzun süre kamu finansmanına erişememesinin siyasi rekabet açısından sorun oluşturduğunu savundu. Ekmen, “Hazine yardımını, başarılı bir kuruluş ile seçime girme yeterliliği elde etmiş, e-devlet uygulaması aracılığıyla belirli bir üye sayısına ulaşmış partilere de açmak gerekir.” görüşünü dile getirdi.
DEVA Partisi’nin önerisini de aktaran Ekmen, devlet yardımı alma eşiğinin genel seçimlerde yüzde 1 olarak belirlenmesini, toplam yardımın dörtte birinin eşit, kalan bölümünün ise oy oranlarına göre dağıtılmasını önerdiklerini kaydetti.
“Devlet yardımının koruyucu fonksiyonu yerellerde karşılık bulmuyor”
Hazine yardımlarının doğrudan siyasi partilerin genel merkezlerine aktarıldığını hatırlatan Ekmen, kaynakların yerel teşkilatlar veya adaylarla paylaşılmasına ilişkin bağlayıcı bir düzenleme bulunmadığını belirtti.
Ekmen, “Bu durum, devlet yardımının koruyucu fonksiyonunun yerellerde karşılık bulmaması sorununu yaratmaktadır.” ifadelerini kullandı.
DEVA Partisi tüzüğünde Hazine yardımının üçte birinin yerel teşkilatlarla paylaşılmasına yönelik hüküm bulunduğunu aktaran Ekmen, “Doğru olan bu paylaşımı kanuni bir düzenleme ile zorunlu ve denetlenebilir hale getirmektir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kampanyalar kaynağı belirsiz paralara açık hale geliyor”
Seçim dönemlerinde parti ve adayların finansman ihtiyacının arttığını belirten Ekmen, kampanya bütçelerinin şeffaflık ve denetim mekanizmalarına bağlanması gerektiğini söyledi.
Ekmen, “Rutin giderleri bir şekilde yöneten partiler/adaylar kampanya döneminde kaynağı belirsiz bağışlara açık hale gelmekte, bu da seçim sonrası karar alma süreçlerini ağır bir şekilde etkileyen borçlanmalar yaratmaktadır.” ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayların kampanya bağışlarına ilişkin kurallar bulunduğunu hatırlatan Ekmen, buna karşılık belediye başkan adayları, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve milletvekili adaylarının bireysel kampanyalarının finansmanına ilişkin düzenleme bulunmadığını belirtti.
Ekmen, “Bu durum, siyasetin finansmanında kayıt dışı ve denetimsiz alanların ortaya çıkmasının önemli sebeplerindendir.” dedi. Adaylar için de açık bir finansman modeli oluşturulması gerektiğini savunan Ekmen, “Kanunun, siyasi partiler gibi adaylarla ilgili de bir finansman modeli getirmesi ve bu kampanya bütçelerinin denetlenmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.
Medya ve siyasetin finansmanına ilişkin değerlendirme
Ekmen, siyasetin finansmanı tartışmasının yalnızca siyasi partilerin rutin giderleri ve seçim kampanyalarıyla sınırlandırılamayacağını, medya ve sivil toplumun finansmanının da bu kapsamda ele alınması gerektiğini belirtti.
Medya sahipliği ve finansmanına ilişkin çeşitli örnekler veren Ekmen, Doğan Medya’nın satın alınmasının kamu bankaları tarafından finanse edildiğini belirterek borçların yapılandırılması ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin eleştirilerini aktardı.
Ekmen, “İktidara yakın sivil toplum örgütlerinin ve medya kuruluşlarının faaliyet ve yayınlarına bakıldığında doğrudan kamu bankaları, kamu şirketleri ve dünya çapında en çok ihale alan belirli sayıda firmalar tarafından fonlandığı görülmektedir.” görüşünü dile getirdi.
Siyasi partilerden adayların kampanya bütçelerine, Hazine yardımının dağıtımından medya ve sivil toplum finansmanına kadar geniş bir alanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ekmen, Türkiye’de siyasetin finansmanında şeffaflık, denetlenebilirlik ve siyasi rekabette daha dengeli koşullar sağlayacak kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI