DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal: “Masumiyet karinesi seçici uygulanamaz”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, fon soruşturmasında şüphelilerin kamuoyuna yansıtılma biçiminin masumiyet karinesi açısından doğru olduğunu belirterek, aynı yaklaşımın diğer soruşturmalarda da uygulanması gerektiğini söyledi. Karal, “Hukuk herkese aynıysa, birine gösterilen hassasiyet diğerinden esirgenemez” dedi.

Ekim 2, 2026 - 21:55
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal: “Masumiyet karinesi seçici uygulanamaz”


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, fon soruşturmasında gözaltına alınan, adliyeye sevk edilen ve tutuklanan şüphelilerin kamuoyuna yansıtılma biçimini değerlendirdi. Karal, söz konusu yaklaşımın masumiyet karinesi bakımından doğru olduğunu ifade ederken, aynı hassasiyetin başka soruşturmalarda neden gösterilmediğini sordu.

Bazı soruşturmalarda şüphelilerin topluca, sıra halinde ve kameralar önünde götürüldüğü görüntülerin kamuoyuna servis edildiğini belirten Karal, “Fon soruşturmasında doğru olan yapılıyor. Masumiyet karinesi kişiye, dosyaya ya da soruşturmanın tarafına göre değişmez. Hukuk herkese aynıysa, birine gösterilen hassasiyet diğerinden esirgenemez, esirgenmemeli.” dedi.

“Doğru olan, şüphelilerin peşinen suçlu ilan edilmemesidir”

Soruşturma aşamasındaki kişilerin kamuoyu önünde suçluymuş gibi gösterilmemesi gerektiğini vurgulayan Karal, bir kişinin suçluluğunun ancak mahkeme kararıyla kesinleşebileceğine işaret etti.

Karal, “Fon soruşturmasında gözaltına alınanlar, adliyeye sevk edilenler, tutuklananlar var. Ancak ne şüphelilerin elleri kelepçeli görüntülerini gördük ne de kameraların karşısında sıra sıra dizilerek adliyeye götürüldüklerini. Doğrusu da budur. Çünkü suçluluğu kesinleşmemiş hiç kimse kamuoyu önünde peşinen suçlu ilan edilmemelidir. Masumiyet karinesi bunu gerektirir.” ifadelerini kullandı.

“Madem burada yapılabiliyor, başka soruşturmalarda neden yapılmıyor?”

Fon soruşturmasında gösterildiğini belirttiği hassasiyetin diğer soruşturmalarda da uygulanması gerektiğini savunan Karal, uygulamalar arasındaki farklılığa ilişkin sorular yöneltti.

Karal, “Şunu sormadan da edemiyoruz. Fon soruşturmasında gösterilen bu hassasiyet başka soruşturmalarda neden gösterilmiyor? Bazı şüphelilerin topluca, sıra halinde, kameralar önünde götürüldüğü görüntüler kamuoyuna servis edilirken, başkaları söz konusu olduğunda gözetilmeyen masumiyet karinesi fon soruşturmasında neden birdenbire hatırlanıyor? Madem böyle yapılabiliyor, başka soruşturmalarda neden yapılmıyor?” diye konuştu.

“Masumiyet karinesi kişiye, dosyaya, siyasi kimliğe göre uygulanabilecek bir tercih değil”

Masumiyet karinesinin kişiye, dosyaya veya soruşturmanın tarafına göre değişemeyeceğini kaydeden Karal, bu ilkenin anayasal ve uluslararası hukukta güvence altında bulunduğunu belirtti.

Anayasa'nın 38. maddesine atıfta bulunan Karal, “Anayasamızın 38. maddesi çok açık: Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Aynı ilke Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de güvence altındadır. Yani masumiyet karinesi kişiye, dosyaya, siyasi kimliğe ya da soruşturmanın tarafına göre uygulanabilecek bir tercih değil, herkes için bağlayıcı temel bir hukuk ilkesidir.” dedi.

Fon soruşturmasındaki uygulamaya itiraz etmediklerini, aksine bunun olması gereken yaklaşım olduğunu ifade eden Karal, eleştirisinin farklı soruşturmalardaki uygulamalara yönelik olduğunu belirtti.

Karal, “Biz fon soruşturmasındaki yaklaşımın yanlış olduğunu söylemiyoruz. Tam tersine, olması gerekenin bu olduğunu söylüyoruz. İtirazımız, aynı hassasiyetin başka soruşturmalarda gösterilmemesinedir. Hukuk herkese aynıysa, masumiyet karinesi de herkese aynı uygulanmalı; birine gösterilen hassasiyet diğerinden esirgenmemelidir.” ifadelerini kullandı.