DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık: “Fon krizi iktidarın halk ve Hak nezdinde en büyük imtihanıdır”

DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen fon yatırımlarına ilişkin kanun teklifi sırasında 131 fon ve 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren krize dikkat çekti. Daha önce yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını belirten Kısacık, fonlardaki paraların izinin sürülmesi, sorumluların tespit edilmesi ve yatırımcıların zararlarının karşılanması için uzmanlardan oluşan güçlü bir görev gücü kurulması çağrısında bulundu.

Ekim 15, 2026 - 12:46
DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık: “Fon krizi iktidarın halk ve Hak nezdinde en büyük imtihanıdır”

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, 15 Ekim 2026 tarihinde Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Fon Yatırımları Hakkında Kanun Teklifi'nin Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerinde yaptığı konuşmada, fon yatırımcılarının yaşadığı mağduriyetleri gündeme taşıdı. 131 fonun tasfiyesi ve 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren kriz üzerinden iktidarın ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluğuna dikkat çeken Kısacık, sürecin yeterli şeffaflık ve etkinlikle yönetilmediğini savundu.

Fon yatırımlarında yaşanan gelişmelerin yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı olmadığını belirten Kısacık, vatandaşların birikimlerinin korunmasının devletin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu ifade etti.

Kısacık, “İktidarın ve ilgili tüm bürokratların halk ve Hak nezdinde en büyük imtihanıdır.” sözleriyle yaşanan krizin siyasi, hukuki ve vicdani boyutlarına dikkat çekti.

“1 Temmuz 2026'da Uyarmıştık”

Borsada yaşanan manipülasyon iddialarının ve yatırımcı mağduriyetlerinin 17 Eylül'de ortaya çıkan krizle başlamadığını belirten Kısacık, uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI'ın Haziran 2026'da Türkiye'ye yönelik uyarılarını hatırlattı.

MSCI'ın açıklamalarının ardından TBMM'ye araştırma önergesi sunduklarını belirten Kısacık, söz konusu önergenin Cumhur İttifakı milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini söyledi.

Kısacık, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Haziran ayında MSCI, borsada koordineli olarak yatırımcıların yanıltıldığını ve tedbir alınması konusunda Türkiye'ye uyarı vermişti. Bu uyarıdan hareketle 1 Temmuz 2026 tarihinde borsadaki suistimallerin araştırılması, küçük yatırımcının korunması ve Sermaye Piyasası Kurulu ile Borsa İstanbul'un denetim faaliyetlerinin güçlendirilmesi amacıyla araştırma önergesi vermiştik. Ancak uyarımız dikkate alınmadı ve önergemiz Cumhur İttifakı milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.”

17 Eylül'de başlayan sürece zemin hazırlayan gelişmelerin önceden görülebildiğini savunan Kısacık, gerekli tedbirlerin zamanında alınmadığını ileri sürdü.

Meclisin denetim görevinin önemine işaret eden Kısacık, araştırma önergesinin reddedilmesiyle yatırımcıları korumaya yönelik önemli bir fırsatın değerlendirilemediğini ifade etti.

“Yüz Binlerce İnsanı İlgilendiren Çok Büyük Bir Kul Hakkı Var”

Fon krizinin yalnızca finans piyasalarını ilgilendiren teknik bir mesele olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kısacık, mağduriyetin toplumun farklı kesimlerine yayıldığını söyledi.

Emeklilerden öğrencilere, iş insanlarından yıllarca çalışarak birikimlerini yatırım fonlarında değerlendiren vatandaşlara kadar çok sayıda kişinin ekonomik kayıplarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Kısacık, yaşananların ciddi bir hak ihlali niteliği taşıdığını savundu.

“Yüz binlerce insanı ilgilendiren çok büyük ve çok ciddi bir kul hakkı var.” diyen Kısacık, iktidarın ve ilgili bürokratların vatandaşların haklarını korumakla yükümlü olduğunu vurguladı.

Kısacık, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Şu anda çok ciddi bir hırsızlık var. Emeklisinden öğrencisine, iş adamından ömrü boyunca çalışmış, birikimini yatırım fonlarında değerlendirmeye çalışan kimselere kadar herkesin bu krizde büyük bir mağduriyeti var. Bu süreç hem halk nezdinde hem de Hak nezdinde, adı ‘Adalet ve Kalkınma’ olan, ‘Aydınlığa açık, karanlığa kapalı’ ilkesiyle kurulan bir partinin ve bürokrasinin en büyük imtihanıdır.”

Yatırımcıların uğradığı zararların giderilmesinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve vicdani bir sorumluluk olduğunu ifade eden Kısacık, kamu otoritelerinin mağdur vatandaşların haklarını koruyacak adımları gecikmeden atması gerektiğini kaydetti.

“Heybesini Dolduran Soluğu İsviçre Bankalarında Almasın”

Fon krizinin yönetimindeki gecikmelere de dikkat çeken Kısacık, 17 Eylül'de başlayan sürecin üzerinden 28 gün geçmesine rağmen yatırımcıların ve kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini savundu.

Tasfiye edilen 131 fonun mevcut durumu, yatırımcıların alacakları ve fon varlıklarının akıbeti hakkında açıklık sağlanması gerektiğini belirten Kısacık, Sermaye Piyasası Kurulunun düzenli basın toplantıları düzenlemesini istedi.

Kısacık, SPK'nin her gün kamuoyuna bilgi vererek hangi işlemlerin yürütüldüğünü, fon varlıklarının nasıl takip edildiğini ve mağduriyetlerin giderilmesi için hangi adımların atıldığını açıklaması gerektiğini ifade etti.

Kriz sürecine ilişkin değerlendirmesinde Kısacık, şunları söyledi:

“Krizin başlamasının üzerinden 28 gün geçti. Tasfiye edilen 131 fon ve yüzbinlerce mağdur var. Ama Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük finansal vurgunu sürecinde neden bu kadar yavaş hareket edildiği hakkında ne mağdur vatandaşlarımız ne kamuoyu net bir bilgiye sahip değil. Hala fonların ve yatırımcıların durumu hakkında net açıklamalar yapılmasını bekliyoruz.”

Fon varlıklarının yurt dışına çıkarıldığına ilişkin iddiaların da araştırılması gerektiğini vurgulayan Kısacık, sürecin yavaş ilerlemesinin olası para transferlerinin takibini güçleştirebileceği uyarısında bulundu.

Kısacık, bu konudaki endişesini şu sözlerle dile getirdi:

“Ağustos ayı itibariyle birçok fondaki paranın yurt dışına çıkarıldığı söyleniyor. İnşallah 17 Eylül ile başlayan ve yavaş takip edilen bu süreçte atı alan, heybesini dolduran Üsküdar'ı geçip soluğu İsviçre bankalarında almamıştır.”

Kısacık, yatırımcıların haklarının korunabilmesi için fon varlıklarının hareketlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesi ve olası usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.

“455 Bin Kişiyi İlgilendiren Olayda Aktif Bir Kriz Yönetimi Görmedik”

Fon krizinin yönetiminde kurumlar arasında etkili bir koordinasyon sağlanamadığını ileri süren Kısacık, oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulunun çalışmalarına ilişkin bilgilendirme yöntemini eleştirdi.

Kurulun toplantı ve çalışmalarına ilişkin açıklamaların doğrudan ilgili kurumlardan yapılması gerektiğini belirten Kısacık, mevcut yöntemin kamuoyunun bilgi ihtiyacını karşılamadığını savundu.

Kısacık, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“455 bin kişiyi birinci derecede ilgilendiren bir olayda aktif bir kriz yönetimi de görmedik. Fon Koordinasyon Kurulu oluşturuldu, kurul toplandı, çalıştı ama kurulun çalışmalarıyla ilgili açıklamayı İletişim Başkanlığı yaptı. Böyle bir kriz yönetimi olabilir mi?”

Krizin büyüklüğü dikkate alındığında yalnızca kurul oluşturulmasının yeterli olmadığını ifade eden Kısacık, alınan kararların ve yürütülen çalışmaların kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmasının önemine işaret etti.

Babacan'ın Önerisi: “Güçlü Bir Görev Gücü Oluşturulmalıdır”

Fon krizinde yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi için daha kapsamlı bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğunu belirten Kısacık, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın önerdiği “Görev Gücü” modelinin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Mevcut durumun tespit edilmesinin tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Kısacık, fonlardaki paraların izinin sürülmesi, olası usulsüzlüklerin belirlenmesi ve kayıpların geri alınması için etkili bir takip ve tahsilat mekanizması kurulması gerektiğini söyledi.

Kısacık, kurulacak yapının alanında uzman kişilerden oluşması ve gelişmiş bilişim altyapısından yararlanması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“İçinde bulunduğumuz krizin acilen güçlü bir takip ve tahsilat mekanizmasına ihtiyacı var. Bu mekanizmanın da hayata geçirilmesi için Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan'ın kamuoyu ile paylaştığı üzere; işinin ehli uzmanlardan oluşan, bilişimin altyapısını en iyi şekilde kullanan güçlü bir görev gücü oluşturulmalıdır.”

Görev gücünün gerektiğinde özel yetkilerle donatılmasını isteyen Kısacık, usulsüzlüklere karıştığı tespit edilen kişilerin ve bu işlemlere aracılık edenlerin kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini ifade etti.

“Mağdur Vatandaşların Hakları Teslim Edilmeli”

Yatırımcıların kayıplarının telafi edilmesi için sorumluların ve olası para hareketlerinin bütün yönleriyle incelenmesini isteyen Kısacık, kurulmasını önerdiği görev gücünün yalnızca inceleme yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.

Kısacık, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

“Bu görev gücüne gerekirse yetki verilmeli. Verilecek yetki ile hırsızların, bu dolandırıcılığa bulaşanların, varsa yakınlarının, bu dolandırıcılığa açıkça ve bilinçli olarak aracılık edenlerin üzerine sonuna kadar gidilmeli ve mağdur vatandaşların hakları teslim edilmeli.”

Fon krizinde önceliğin vatandaşların birikimlerinin korunması ve kayıplarının giderilmesi olması gerektiğini vurgulayan Kısacık, etkin soruşturma, güçlü takip ve tahsilat mekanizması ile şeffaf kriz yönetimi çağrısını yineledi.