CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer: “Kadın cinayetleri siyasi bir tercihin sonucudur”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TBMM Genel Kurulu’nda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin yaptığı konuşmada, Adana’da aynı gece yaşamını yitiren iki kadını anarak kadın cinayetlerinin münferit olmadığını söyledi. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından kadın cinayetlerinin arttığını belirten Dinçer, Meclis’i yaşam hakkı için sorumluluk almaya ve gerekli adımları atmaya çağırdı.

Temmuz 28, 2026 - 22:26
CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer: “Kadın cinayetleri siyasi bir tercihin sonucudur”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dinçer, konuşmasına Adana’da aynı gece hayatını kaybeden Hatice Mine K. ile Reyhan A.’yı anarak başladı.

Dinçer, yaşanan olaylara ilişkin, “Biri evinde, biri sokakta… Biri eşinin elinden, biri bir yabancının elinden… Bu iki kadının tek ortak noktası, ikisinin de bu ülkede güvende olmayı hak ettiği hâlde güvende olamamış olmasıdır.” ifadelerini kullandı.

“Kadın Cinayetleri Münferit Değil”

Kadın cinayetlerinin bireysel olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Dinçer, 2026 yılının ilk altı ayında 150 kadının öldürüldüğünü, 151 kadının ölümünün ise şüpheli olarak kayıtlara geçtiğini söyledi. Yıllardır akıbeti aydınlatılamayan Gülistan Doku’yu da anan Dinçer, öldürülen kadınların yüzde 61’inin kendi evlerinde yaşamını yitirdiğine dikkat çekti.

“Kadın En Çok Evinde Öldürülüyor”

AK Parti iktidarının “Aile Yılı” söylemiyle kadınlara ev, aile ve bakım rolünün dayatıldığını savunan Dinçer, “Veriler apaçık gösteriyor: Kadın en çok o evde öldürülüyor. Bu bir tesadüf değil, AKP iktidarının kurmaya çalıştığı toplumsal düzenin bir sonucudur.” dedi.

Ekonomik Bağımsızlık Vurgusu

Kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel boyutta değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dinçer, ekonomik bağımsızlığın da kadınların yaşam hakkı açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Dinçer, “Yaklaşık yarım milyon kadın, sosyal devletin üstlenmesi gereken çocuk ve yaşlı bakım yükü nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kalıyor. Türkiye kadın istihdamında OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer alıyor. Kadını ekonomik olarak bağımlı hale getiren bu düzen, kadını şiddetin karşısında da savunmasız bırakıyor. Ekonomik kriz derinleştikçe şiddet farklı bahanelerle karşımıza çıkıyor ve bundan en çok kadınlar mağdur oluyor.” diye konuştu.

“İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmek Siyasi Bir Tercihtir”

Af düzenlemeleri, cezalarda yapılan indirimler ve etkisiz uzaklaştırma kararları nedeniyle şiddet faillerinin yeniden toplum içine döndüğünü öne süren Dinçer, “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği günden bu yana kadın cinayetleri arttı. İşte bu bir rastlantı değil, siyasi bir tercihin sonucudur.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda Hatice Mine K., Reyhan A., Gülistan Doku ve yaşam hakkını kaybeden tüm kadınları anan Dinçer, TBMM’yi kadınların yaşam hakkının korunması için sessiz kalmamaya, sorumluluk almaya ve gerekli adımları atmaya davet etti.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI